Ana Sayfa
16 Haziran 2017 ( 9 izlenme )
Reklamlar

ABD’nin sözüne güvenilmez

‘Tarih tekerrürden ibarettir’ sözü geçerliliğini korumaktadır.ABD’nin sözüne güvenilmezDR. CİHANGİR DYMANLI/E. Tuğgeneral

Dün İngiltere’nin Osmanlı’ya yaptığını, bugün ABD, Türkiye Cumhuriyeti’ne yapmaktadır. ABD aramızdaki yazılı anlaşmaları dahi açıkça ihlal ederken, AKP hükümeti neye dayanarak ABD’nin verdiği sözlere güvenmektedir?

Başbakan Binali Yıldırım 3 Haziran’da medya temsilcileri ile yaptığı toplantıda, ABD’nin Rakka operasyonunun başlatıldığını açıklamış ve “ABD’nin bu operasyon sonrası PYD/YPG ile ilişkilerin uzun süreli devam ettirilmeyeceğini, taktiksel bir iş birliği olduğunu’ ifade ettiler ve bize gereken güvenceleri verdiler. Verilen güvence ne? Burada kullanılacak silahların daha sonra ülkemizde terör gruplarının eline geçmemesi ve terör faaliyetlerinde güvenlik güçlerimize, vatandaşlarımıza karşı kullanılma ihtimalinin doğmaması. Bunu özellikle takip edeceklerini ifade ettiler” değerlendirmelerinde bulunmuştur.

Başbakan ayrıca “ABD stratejik ortağımız onun sözlerine itibar ederiz” demiştir. Tarih bilgisi olanlar emperyalistlerin verdiği sözlerin hiçbir anlam taşımadığını bileceklerdir. İki örnek:

30 Ekim 1918, Limni adasının Mondros limanında İngiliz Agamemnon zırhlısında Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkmasının ilk adımı olan Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmaktadır. Bir ateşkes anlaşmasından çok, Osmanlı İmparatorluğu’nun kayıtsız şartsız teslim anlaşmasına benzeyen Mondros, aleyhimize çok ağır koşullar içermektedir. Ancak Suriye-Filistin cephesinde yenilen ve ordusu tükenen, müttefikleri de yenilen İmparatorluk, biran önce savaşa son vermek için bu ağır koşulları kabul etmek zorunda kalmıştır.

İNGİLİZ SÖZÜ

Kabul edilen koşullar arasında; Boğazların itilaf devletlerince işgali, Toros demiryolu tünellerinin işgali, Müttefiklerin güvenliğini tehlikede görmeleri halinde istedikleri stratejik noktaları işgali,

Suriye ve ırak’taki ordularımızın teslim olması, Orduların terhis edilmesi gibi ağır koşullar bulunmaktadır.

Mondros’ta Türk delegasyon başkanı Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey bu koşulları kabul ederken, muhatabı İngiliz delegasyon başkanı Amiral Caltrophe’un verdiği sözlere güvenmiştir İngiliz amiral Rauf Orbay’a gönderdiği özel bir mektupla görüşmeler esnasında verdiği sözleri yazılı olarak teyit etmiştir.

Bu mektupta: İstanbul’un işgal edilmeyeceği, İstanbul’da kendi uyruklarına yönelik bir şiddet eylemi olursa sadece İngiliz ve Fransız gemilerinin Boğaz’a gireceği (Rauf Bey, Yunan gemilerinin girmemesi konusunda ısrar ediyordu), taahhüt etmiştir. Rauf Bey de bu sözlere güvenerek yaptığı açıklamada “sizi temin ederim İngilizler, Türk milletinin parçalanmasını istemiyorlar ve hiçbir düşman askeri İstanbul’a ayak basmayacak” demiştir.

Rauf Bey mütarekenin imzasından sonraki açıklamasında “mütareke şartları ağırdır. Bununla beraber bunları yerine getirmek için sadakatle çalışacağız. İngiliz devlet ve milletinin imzalarına ve vaatlerine vefakâr olduklarına itikadımız vardır” demiştir.

ABD’NİN SÖZÜ

ABD’nin “PYD ile ilişkilerimiz geçici, onlara verdiğimiz silahlar size yönelmeyecek” vaatleri ile Amiral Caltrophe’un “İstanbul’u işgal etmeyeceğiz söylemleri birbirine benzemektedir. Daha da kötüsü Rauf Orbay’ın, “İngilizler söz verdi istanbul’u işgal etmeyecekler, onlara güveniyoruz” sözleri ile 99 yıl sonra Binali Yıldırım’ın “ABD stratejik ortağımız onun sözlerine itibar ederiz” sözü bire bir uyuşmaktadır.

Osmanlı hükümeti ve Başdelege Rauf Bey, Mondros’un çok ağır koşullarını kabul ederken İngilizlerin verdikleri sözlere güvenmişlerdir. Ancak 30 Ekim 1918’de mütarekenin imzalanmasından hemen sonra İngilizler güney illerimizi işgale başlayacak. 8 Kasım’da Musul’u işgal edecek, 13 Kasım’da da içlerinde Yunan zırhlısı Averof’un da bulunduğu itilaf donanması İstanbul Boğazına demirleyip namlularını saraya çevirerek şehri fiilen işgal edecek, 16 Mart 1920’de ise İstanbul resmen işgal edilecektir. İtilaf devletleri daha sonra bütün yurdu işgal etmeye çalışacaklardır. İngilizlerin verdikleri sözler uçup gitmiştir.


İNGİLİZLERİN OYUNU

Yıl 1918. Mondros Mütarekesi imzalanmış, itilaf devletleri mütarekenin 7. Maddesini istismar ederek işgallerine devam ediyorlar. Mustafa Kemal Paşa, 31 Ekim’de Adana’da Liman Von Sanders’ten Yıldırım Orduları Grup Komutanlığını devralmıştır.

Mustafa Kemal şimdi Toros dağlarından İran sınırına kadar bütün güney cephesinin komutanıdır. Aynı zamanda da ateşkesin bölgede uygulanmasından sorumludur. 5 Kasım’da Suriye’deki İngiliz komutanı, Halep’teki ordusunun ikmali için İskenderun’u işgal edeceğini bildirir. Mustafa Kemal’e göre bu öneri ateşkes şartlarına aykırı ve gereksizdir. İngilizlerin asıl maksadı Halep’teki birliklerinin ikmali değil, İskenderun’u işgal etmektir. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya çektiği 5 Kasım tarihli telgrafta ateşkes hükümlerinin açıkça belirtilmesini ister. 6 Kasım’daki müteakip telgrafta ise “İngilizler İskenderun’a çıkarlar ise, ateşle karşılık verilmesi için ordularına emir verdiğini” belirtir.

TESLİMİYETÇİ İSTANBUL

İstanbul’dan gelen cevap tam bir teslimiyetçilik havasındadır:

“İngilizlerin İskenderun’dan istifade etmek istemeleri haklı bir talep mahiyetindedir. Mondros’ta vaktin darlığından dolayı bize yalnız sözlü açıklama ve garanti verebilen İngiliz delegesinin bu centilmenliğine karşılık, bir cemile olmak üzere İngilizlerin İskenderun limanına erzak vesaire nakliyat hususunda istifade ve İskenderun-Halep yolunu tamir edebilmelerine müsaade edilmesi... Onlar yalnız limandan ve yoldan misafir sıfatı ile istifade edeceklerdir”.

ATATÜRK’ÜN KARARLILIĞI

Mustafa Kemal’in tepkisi ise kesindir:

“İngiliz delegesinin centilmenliğini ve buna karşılık bu tarzda şirinlik gösterilerini takdir nezaketinden yoksun bulunduğumu arz ederim... Dolayısı ile tarafınızdan istenen hususun İngiliz Suriye ordusu komutanına tebliğe yardımcı olamayacağım için özür dilerim... İskenderun’a her ne sebeple olursa olsun, asker çıkarılmasına teşebbüs edecek İngilizlere ateşle karşılık verilmesini emrettim. Başkomutanlık Erkân-ı Harbiye Riyaseti (Genelkurmay Başkanlığı) celilesinin direktiflerine uygun hareket etmediğim takdirde birçok itham atında kalacağım tabii bulunduğundan komutayı hemen teslim etmek üzere yerime tayin buyuracağınız zatın süratle emir ve tebliğini hassaten istirham ederim”

Osmanlı yönetimi, İngilizlerin Mondros’ta verdiği söze ve centilmenliğe güvenerek İskenderun’a çıkmalarında bir sakınca görmemekte iken Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin sözüne güvenilemeyeceğini düşünmekte ve tedbir almaktadır. Daha sonra gelişen olaylar (yurdun her tarafının işgali) Mustafa Kemal’i haklı çıkaracaktır.

TARİHİ DERS

Yukarıda anlatılan tarihi olaylardan çıkarılacak ders, emperyalistlerin kendi çıkarları için planladıkları şeyleri mutlaka yapmaya çalıştıkları, karşısındakini oyalamak için söz verdikleri ve bu sözlerinde durmadıkları gerçeğidir. “Tarih tekerrürden ibarettir” sözü geçerliliğini korumaktadır. Dün İngiltere’nin Osmanlı’ya yaptığını, bu gün ABD, Türkiye Cumhuriyeti’ne yapmaktadır.

ABD aramızdaki yazılı anlaşmaları (SEİA) dahi açıkça ihlal ederken, AKP hükümeti neye dayanarak bizim için yaşamsal bir konuda ABD’nin verdiği sözlere güvenmektedir? Daha sonra “ABD bizi aldattı” dememek için şimdiden uyanık olmak zorundayız.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Böğürtlen nelere iyi gelir? Diyarbakırlı "Grup Tillo'nun" 'Yeter Artık, Ya İstiklal, Ya ölüm!' şarkısı sosyal medyada paylaşım rekorları kırıyor. Mahalleliye ‘zavallı’ diyen Menderes Türel nefret kustu: “Avuçlarını yalarlar” Devlet Bahçeli’ye zehir zemberek sözler