Ana Sayfa
06 Aralık 2017 ( 23 izlenme )
Reklamlar

ABD özel temsicisine yakalama talebi


Fethullahçı Terör Örgütü ile Sivil Mücadele Platformu (TAY-DER, Toplumsal Adalet ve Yardımlaşma Derneği) adına yapılan başvuruda TSK tarafından yakalanıp Türkiye’ye getirilmesi istendi.

Verilen dilekçede “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye yönelik hazırlık içerisinde bulunmak amacıyla PKK-PYD-YPG Silahlı terör örgütleriyle birlikte hareket eden şüpheli hakkında YAKALAMA KARARI çıkartılmasına, bu kararın Güneydoğuda Bulanan 2. Ordu Komutanlığına tebliğ edilmesine, Kuzey Irak ve Suriye hattında bulunan şüphelinin yakalanarak Türkiye’ye getirilmesine ve hakkında ilgili sevk maddeleri gereğince kamu davası açılmasına karar verilmesi” talep edildi.

Cumhuriyet Başsavcılığına verilen dilekçedeki gerekçeler şu şekilde;

Şüpheli Brett H. McGruk,George W.Bushdöneminden bu yana Ortadoğuda görevli bir isimdir. 2005-2009 arasında Irak-Afganistan Direktörü, sonrasında ABD Dışişleri Bakanlığı Irak-İran Masası Direktörü, devamında da ise bugün güneyimizde terör örgütlerine silah sevkiyatını koordine eden kişi konumundadır. 2003’deki Irak işgalinden bu yana bu bölgede hayatını kaybetmiş yaklaşık 3 milyon insanın kanında parmak izleri olduğu çok açıktır.

Bilindiği üzere uzunca süredir Kuzey Irak ve Suriye hattında terör örgütlerine silah desteği verilmektedir. Dünyaca terör örgütü oldukları kabul edilen ve ülkemizde mahkemelerce verilen kararlarda da tasdik edilmek suretiyle uluslararası platformlarda da anlatılan bu örgütlerin amaçları iyi bilinmektedir. Ancak dünya üzerinde ki bu örgütleri kullanan bazı derin güçler her ne kadar bu örgütleri meşrulaştırmaya çalışarak isim değişikliğine gitmeye çalışmışlarsa da amacı ve üyeleri bilinen bu örgütün milli güvenliğimizi tehdit ettiği inkar edilemez bir gerçektir. Dolayısı ile Milli Güvenlik ve Siyaset Belgelerine de bu örgütler ve destek olanlara karşı mücadele edilmesi gerektiği kayıt altına alınmıştır. Bu minvalde adı geçen örgütlerin amaçlarının ne olduğunu tartışmak yersiz olup, milli güvenliğimizi tehdit eden ve toprak bütünlüğümüzü bozmak için devamlı suretle eylemler gerçekleştiren son günlerde ise adeta savaşa hazırlanıyormuşçasına hazırlık hareketlerini gerçekleştiren bu örgütler ve destekçileri hakkında gerekenler yapılmalıdır. Bu örgütlerle işbirliği yapan kişilerin hangi ülkenin mensubu olduğu, görevlerinin ne olduğu, pozisyonları veya dokunulmaz olup olmamalarının bir önemi de yoktur. Zira uluslararası düzeyde ki dokunulmazlıklar Milli Güvenliği Tehlikeye atan hallerde uygulanmamaktadır. Şüphelinin Ortadoğu bölgesinde Amerika Birleşik Devletleri adına hangi görevde olmuş olduğunun bu aşamada bir önemi yoktur. Şüphelinin pozisyonu ve görevi onun Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine terör örgütlerine silah sağlama veya terör örgütlerini desteklemesi için bir zırhta değildir.

Şüpheli Brett H. McGruk ülkemizin bulunduğu coğrafya üzerinde ülkemize yönelik tehdit halini alan örgütlerle işbirliği yapmak suretiyle ülkemiz zararına hareket etmiştir. Milli güvenlimizi tehlikeye atan, menfaatimize ve çıkarlarımıza zarar verecek herkes hakkında yasalarımızı çiğnediğinden dolayı gerekeni yapmakta hakkımızdır. Şüpheli uzun süredir Kuzey Irak- Suriye hattındadır ve terör örgütleri ile birlikte hareket etmektedir. Bu örgütleri koordine etmekte, örgüt militanlarına silah sağlamakta, onlara eğitim verilmesini sağlamaktır.

Bu örgütlerin manevra kabiliyetlerinin arttırılması ve militanlarının savaşa hazır hale getirilmesi için yapılan her çalışma, verilen her eğitim, verilen her destek, hatta arttırılan moralleri dahi zamanı belirsiz olan yakın ya da uzak bir süreçte Türkiye Cumhuriyeti Devletinin toprak bütünlüğüne karşı hamle yapmalarına imkan sağlamak anlamındadır. Milli güvenliğimize yönelik yapılması muhtemel bir saldırıya zemin hazırlanması demektir. Dolayısı ile bu aşamada alınması gereken ilk tedbir yargısal tedbirlerdir.

Şüphelinin pozisyonun irdelediğimiz zaman olayların geldiği boyut şu şekildedir;

Açık itiraf, 22 Temmuz 2017’de ABD Özel Operasyonlar Komutanı Gen. Raymond Thomas’ın Kolorado - Aspen Güvenlik Forumu’nda yaptığı konuşmayla gelmişti. Gen.Thomas, ABD’nin 2015’te PKK-YPG ile Suriye’de ittifakı güçlendirme kararı aldığı günlerde yaptıklarını şöyle anlatmıştır: Biz onlara markalarının adını değiştirmeleri gerektiğini söyledik, iki gün sonra Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adıyla geldiler.

Oysa ki; SDG’nin üç numaralı adamı ve sözcüsüyken Türkiye tarafına geçen Türkmen asıllı Talal Silo’nun Anadolu Ajansı’na anlattıkları Suriye’de dönen dolabın detaylarını aktarmaktadır. Silo, SDG diye bir kuruluş olmadığını, YPG’nin kağıt üstündeki adı olduğunu, örgütün tüm kademelerinin de PKK’nın kontrolünde bulunduğunu ifade etmiştir.

Reklamdan sonra devam ediyor 

Talal Silo’nun bu açıklaması ABD’nin terör örgütlerine silah yardımı yapmış olduğunun kayıt altına alınmış olması demektir.

TALAL SILO’nun kendisine yöneltilen sorular ve cevabı şu şekildedir;

SİLAHLAR YPG'YE DEĞİL SDG'YE GİDİYOR DEMEK İÇİN KURULDU

SORU:PKK ile ilişkiniz nasıl başladı?

CEVAP: İlk başta Afrin'den (YPG'den) benim grubuma yani Selçuklular Ordusu grubuna davet geldi. Ceyşul Suvvar'a (Devrimciler Ordusu) katılmamı önerdiler. Afrin'dekilerle anlaşıp katıldım. Afrin'deki PKK bölge sorumlusu Hacı Ahmet Hudro idi. Ceyşul Suvvar'ın kuruluşunu hazırlıyorlardı. Arapların başında Ebu Ali Berad, Kürtlerin başında Selah Çebbo vardı. Ben de Türkmenlerden sorumluydum. 2015 ağustos başlarında Afrin'e gittim. Ceyşul Suvvar yönetiminde çalıştım. Ancak karar sahibi biz değil, (PKK'lı) Hudro'ydu. Daha sonra SDG'ye katılacağımı söylediler. İlk toplantıyı PKK bölge yöneticisi Şahin Cilo'yla yaptık. SDG ile toplantımız ayın 15 Ekim'deydi. Ancak Şahin Cilo (SDG'nin kuruluşunu ilan eden) toplantı tarihi için 10 Ekim 2015 yazmamızı istedi. Sebebini sorunca, ABD'nin Haseke'de YPG'ye silah yardımını 10-15 Ekim arasında yaptığını söylediler. ABD'nin uluslararası topluma durumu izah edebilmesi için böyle yaptılar. Silahlar YPG'ye değil SDG'ye gidiyor diyebilmek için. SDG böyle kuruldu.

BİZ HER ŞEYİ YPG'DEN ALIYORUZ

SORU: ABD Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas, "zekice bir hamle yapıp" itibar kazanması için YPG'ye SDG adını bulduklarını söylemişti. SDG'nin kendi kimliği halen oluşmadı mı?

CEVAP: Bu sadece bir isim. Başka bir şey değil. Biz maaş dahil her şeyi YPG'den alıyoruz. SDG'nin kuruluşunun asıl nedeni ABD'dir. ABD yönetimi Kürtlere silah vermek istiyordu. SDG'nin kuruluş ilanı sadece bir tiyatroydu. Bileşenlerin birliğinden bahsettiler ancak böyle bir şey yok. ABD liderliği Kürtlere ve PKK'ya verdi. Terörle mücadeleden bahsettiler ancak baktık ki ABD yönetimi ve Şahin Cilo arasında yapılan anlaşmayla terör örgütü DEAŞ'lıların kaçakçılığı yapılıyor. SDG üzerinden o bölgede yaşayan vatandaşların fikirlerini etkilemek istediler. SDG'yi özgürleştirici ve terörle mücade eden güç olarak lanse ettirdiler. Ancak bunların yüzünden evler yıkıldı, halk tehcir ettirildi. Halka kamplarda bile rahat verilmedi, paniğe sürüklediler.

SORU: ABD bir dönem YPG'ye değil Araplara silah verdiğini iddia etti. Bu doğru muydu?

Reklamdan sonra devam ediyor 

CEVAP: İlk başlarda silahları aldığımıza dair (Amerikalıların verdiği belgelere) sadece imza atıyorduk. Ama tüm silahlar PKK liderlerinden Türkiye Kürdü, Safkan diye birine gidiyordu. Safkan, silahları sadece kendi bildikleri bir yere götürürdü. Yine böyle devam ediyor. Mesela Münbiç operasyonunda tüm silahları (kağıt üzerinde) Arap asıllı Ebu Emced'e teslim ettiler. Bilerek yaptılar. Fakat bu bir tiyatroydu. Ebu Emced, bana "Büyük miktarda silahlar alıyorum ancak bana tek parça silah verilmiyor. Görevim ve yetkim sadece imza atmak." diyordu.

TÜM FİKİRLER BRETT MCGURK TARAFINDAN ORTAYA ATILIYORDU

SORU: ABD neden böyle bir yöntem tercih etti?

CEVAP: Tüm fikirler Brett McGurk tarafından ortaya atılıyordu. Rakka operasyonu sırasında McGurk, Arap Koalisyonu adında güç kurulmasını istedi. Arap Koalisyonu'nun görevi sadece silahları teslim almaktı. Nitekim çok büyük miktarlarda silah alındı. Ama Kürtler dışındaki Arap, Türkmen ve Süryanilere sadece hafif silahlar dağıtıldı. Koalisyonun adı Arap'tı ancak Arapların hiçbiri şeyi yoktu. Deyrizor askeri meclisi de sadece imza atıyor. ABD'nin bundan haberi vardı, tiyatroyu kendileri istedi. Tüm bu oyunlar, bir gün bu silahların PKK'ya ulaştırıldığının ortaya çıkmaması için yapıldı. Ancak biz bu gelişmiş silahların PKK ve YPG'ye gittiğinden emindik.

SORU: ABD verdiği silahların nereye gittiğini kime karşı kullanıldığını denetliyor mu?

CEVAP: Amerikalılar için silahların nereye gideceği umurlarında değildi. Bir kere bile silahları ne yaptığımızı nerede kullandığımızı sormadılar. "(YPG'nin) Silahları bitirdik" oyununa bile geliyorlardı ve hemen yeni silah teslimatı başlıyordu. ABD zaten Arap, Türkmen ve Süryanilerin bu denklemde yer almadığını biliyor. Obama döneminde sınırlı destek vardı. Trump başa geçtikten sonra destek şekli değişti. Obama döneminde bize kullanılmış silah da geliyordu, bazıları kullanılamaz haldeydi. Trump gelince zırıhlı araçlar gelmeye başladı.

SORU: Şahin Ferhad Abdi kod adlı Şahin Cilo, Türkiye'nin terörden arananlar listesinde. Kırmızı kategoride ve başına 4 milyon TL'ye kadar konulmuş bir ödül var. ABD'li yetkililerle pozlar veren Cilo bu işlerde ne kadar etkili?

CEVAP: (Silahlar için) Talep listesi oluşturuyorduk. Listeyi Şahin Cilo sunuyordu. Verilen silahlar basına yansımazdı. Ne tür silahların verildiğinin bilinmesi istenmezdi. SORU: SDG olarak görünen yapıyı kimler yönetiyor? CEVAP: ABD tarafı yönetiyor aslında. Seçimler yapılsa da hepsi tiyatro. Şahin Cilo'yu herkes biliyor. İşlerin başında bu şahıs var. Yardımcısı Kahraman'dı. Bu da PKK yöneticilerindendir. 3 numaralı yetkili bendim. Her noktada PKK'ya ait kontrol noktaları ve takip ekipleri var. Mahkemede, sivil meclis, sağlık ve diğer her alanda illaki bir PKK lideri mevcut.

SORU: PKK’nın Kandil kadroları SDG’nin neresinde?

CEVAP: Cilo başkan olsa da kendisinden üstte bir otorite var. Bu kişi Bahoz Erdal. Bahoz da talimatları Kandil'den yani Sabri Ok'tan alıyor. Erdal, Kandil'e atanınca yerine Nureddin Sofi geldi. Cilo'ya talimatları bu veriyor. Cilo ile (yardımcısı) Kahraman sadece lider takımda. Çok sayıda ofis var ancak anlaşmazlıklardan dolayı yeni isimler getirilemiyor. Afrin’deki PKK ve YPG sorumluları Hacı Ahmet Hudro, Mahmut Berhudan ve (kadınlarda) Nocin. İdari olarak tüm bölge Halil Tefdem tarafından yönetiliyor. Bahoz Erdal, ona talimat veriyor. Münbiç’i PKK liderlerinden İsmail Direk yönetiyor ama askeri sorumlusu Cemil Mazlum. Rakka’nın askeri ve sivil yöneticisi Avrupa'dan getirilen Hasan. Deyrizor’unki ise Polat Can ki kendisi PKK’nın önde gelen isimlerinden. Ben de Bahoz'la ilişkim sayesinde bir keresinde Kandil'den Murat Karayılan ile görüşme daveti almıştım. Giderken, fotoğraflarımız falan (basında) yayınlanırsa diye iptal ettiler. Nureddin Sofi ise Karayılan'ın açıklama yaptığı sırasında oraya gitti. Sonra geri geldi. Gizlice gidip geliyorlardı. PKK, Salih Müslim'in ise basındaki rolünden yararlandı ve onu kullanmada başarılı oldu. Gerçekte hiçbir rolü yoktu. Özerk yönetim ilanı sırasında da salonda Müslüm'i 7. sıraya oturtmuşlardı. Hiçbir yeri yoktu bu projede.

Reklamdan sonra devam ediyor 

SORU: SDG adı altında görünen kaç silahlı adam var?

CEVAP: Net veriler olmasa da 50 bin militanı var. Kadın erkek toplam. Bunların yüzde 70'i YPG ve YPJ (kadın unsurlar). Türkmenler olarak benim liderliğimde 65 kişi vardı. Süryani Askeri Meclisi'nin sadece 50 adamı var. Türkmen Askeri Meclisi'nin sembolik olarak kurulmasını istediler. 150 isim önerdim oysa. “Neden 150 ? 50 yeterli” denildi bana. Araplardan Sanadid Güçleri var Şammar aşiretinden. Şeyh Bender bu gücün başında. Bunlar da PKK tarafından yok sayılıyor. Öte yandan Rakka operasyonlarında ölenlerin yüzde 80'i Araplardan yüzde 20'si Kürtlerden. Arapların sayısının artırıldığını görüyoruz ancak kandırıldılar. Sahte vaatler verildi. YPG’liler SDG'nin parçası görünse de bunu kabul etmiyorlar ve biz bağımsızız diyorlar. SDG, sadece bir isimdir. Yeryüzünde gerçek varlığı yok.

SORU: Batı ülkelerinden YPG’ye katılanların durumu nedir?

CEVAP: Çeşitli ülkelerden gelip YPG'ye katıldılar. Kadınlar da vardı. Bazılarının reklam amaçlı geldiğini gördük. Kanadalı bir kadının ülkesinde manken olduğu ortaya çıkmıştı. İçlerinden geri dönenler DEAŞ'a karşı savaştıklarını anlatıyor ve kendilerini milli kahraman ilan etmeye çalışıyor.

LİDERLER KAÇAKÇILIK VE RÜŞVETTEN PARA KAZANIYOR

SORU: Örgüt mensupları ne kadar ücret alıyor?

CEVAP: Maaşlar aylık 170-200 dolar arasında. Liderler maaşsız ama kaçakçılık ve rüşvetten kazanıyorlar. Ben Şahin Cilo'dan doğrudan maaş alıyordum. Binlerce dolar alıyordum ve durumum gayet iyiydi. Militanlar ise Suriye lirası alıyor. PKK lider takımı maaşsız ancak tüm talepleri yerine getiriliyor. Zaten yolsuzluklar da ortaya çıktı daha sonra.

Şüpheli Breet McGruk 18 Mayıs 2017 tarihinde terör örgütü üst düzey yöneticileri Polat Can ve Şahin Cilo ile bir araya gelmiş ve örgüte sağlanacak silahlar konusunda toplantı yapmışlardır. Şüpheli tarafından, Ortadoğu da hakimiyet sürebilmek için sistematik olarak fikirler üretilmiş daha sonra ülkesine sunulan raporlar ve talepler doğrultusunda terör örgütlerine mühimmat yardımları yapılmaya başlanmıştır. Ortadoğu da bu örgütlere silah sağlanmak suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve hükümetini ortadan kaldırmaya yönelik strateji uygulamasını ve koordinasyonunu şüpheli Breet McGruk yapmaktadır.

Reklamdan sonra devam ediyor 

Daha öncede şüpheli hakkında birçok haber basın ve yayın kuruluşlarınca yapılmıştır. Şüphelinin terör örgütleri ile sıkı sıkıya bağlı ve doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasını tehlikeye atacak şekilde bir araya gelmiş olduğu inkar edilemez bir hal almıştır. Açık kaynaklardan yapılacak araştırmalardan dahi bir çok gerçek anlaşılacaktır.

Yine aynı şekilde terör örgütlerine silah sağlayan Amerika Birleşik Devletleri’nin yetkilileri birçok bölgede terör örgütü mensupları ve liderleri ile birlikte hareket etmektedir. Aşağıda ki resimde şüpheli ve diğer ABD’li yetkililer ülkemizde haklarında yakalama kararı bulunan teröristler ile birlikte. Şüpheli Brett McGruk doğrudan terör örgütünü üst akıl eli olarak yönetmektedir.

Bölgede görev yapmakta olan , Hollandalı savaş muhabiri Hans Jaap Melissen, DEAŞ’tan PKK’ya devir teslim törenine sahne olan Rakka’daABD askerlerinin saldırısına uğradığını,Tören sırasında ABD Özel Kuvvetlerinin PKK’lılar gibi giyindiğini ve kendisinin bu anları kayda aldığını belirten Melissen, bunu gören askerlerin, kamerasını zorla alıp görüntüleri sildiğini anlattı. Melissen’e Twitter hesabındaki mesajında ABD-PKK birlikteliğine açıkça şahit olduğunu kaydetmiştir.

Diğer yandan Şüpheli Brett McGruk , Irak’ta göreve başladığı 2003 yılından itibaren Şiilerle Sünnileri birbirine düşüren, PKK’nın başını çektiği bir terör devleti kurmak için her şeyi yapmıştır.Şüpheli McGurk, aradan geçen sürede 3 milyonu aşkın Müslüman’ın katledilmesinin de sorumlularından biri olduğu ortaya çıkmıştır. PKK’lı teröristlerin korunmasında başrolü oynayan sömürge valisi McGurk, Ayn el-Arab’daki DEAŞ tiyatrosunun ardından PKK/PYD’ye verilecek binlerce TIR’lık silah, cephane ve zırhlı araç konusunda Washington’u ikna etmiştir. Kandil-Talabani-Barzani yakınlaşmasının da mimarı olan McGurk, Suriye’de PKK-PYD’li teröristlerle Kuzey Irak’taki Peşmerge gücünü birleştirip ikisinden müteşekkil bir ordu kurmayı planlamaktadır. Asıl hedefleri ülkemizdir. Topraklarımızı parçalamaktır. Şüpheli ve bağlı bulunduğu üst akıl bu planlarını icraya sokabilmek için öncelikli olarak hükümetin görevini yapmasını engellemeye çalışmaktadırlar. Şüpheli McGruk daha öncede bir çok kez bu bağlamda hazırlık hareketleri yapmış, bölgede kaos çıkarmak ve bu kaosa ülkemizi çekmek için çaba sarf etmiştir.

Şüpheli, Haseke, Münbiç, Ayn el-Arab, Tel Abyad ve Tabka’da kurduğu eğitim kampları ve ABD’den özel olarak getirtilen uzmanlar tarafından 30 bin PKK’lıya eğitim verdirmiştir. McGurk, Suriye’nin federal bölgelere ayrılması için de yoğun çaba harcamaktadır.

NETİCE-İ TALEP :Yukarıda açıkladığım gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde şüpheli ABD vatandaşı olan Brett McGruk’un ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini tehlikeye atan ve güvenlik meselemiz haline gelen terör örgütleri ile birlikte hareket ederek onları yönettiği, onları yönlendirdiği, manevra kabiliyetlerini arttırmak için eğitim verdirdiği, ABD’de yaptığı görüşmeler ve ikna turları ile ABD’nin bu terör örgütlerine silah vermesini sağladığı, terör örgütlerine silah sevkiyatını organize ederek bu sevkiyatları yönettiği, PKK/PYD/YPG gibi terör örgütlerinin diğer yöneticileri ile birlikte örgütün amaçları doğrultusunda hiyerarşik yapının tepesinde olmak suretiyle faaliyet yürüttüğü, Anayasal düzeni bozmaya teşebbüs ettiği, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Hükümetini ortadan kaldırmaya ve toprak bütünlüğünübozmak üzere hazırlık hareketlerinde bulunduğu, anlaşıldığından, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 309-312-314-315 maddeleri ile 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu ilgili maddelerinde yazılı suçları işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinin var olduğu ve şüpheli’nin Kuzey Irak –Suriye hattında bulunmuş olması gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Madde 90 ve devamı maddeleri gereğince hakkında İVEDİLİKLE YAKALAMA KARARI çıkartılmasına, bu kararın tüm güvenlik birimlerimize ve Güneydoğuda Bulanan 2. Ordu Komutanlığına tebliğ edilmesine, Kuzey Irak ve Suriye hattında bulunan şüphelinin yakalanarak Türkiye’ye getirilmesine ve hakkında ilgili sevk maddeleri gereğince kamu davası açılmasına karar verilmesini talep ederim.

Fethullahçı Terör Örgütü ile Sivil Mücadele Platformu

(TAY-DER / Toplumsal Adalet ve Yardımlaşma Derneği)

Vekili

Av. Tankut TANER

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Dolar ve avro neden zirve yaptı Son seçim anketinde iki partiye baraj şoku Sabahattin Önkibar: İdlib’de vatan savaşı! Akşener’in yeni partisinin logosu ve sloganı çalıntı çıktı!