Ana Sayfa
03 Nisan 2018 ( 24 izlenme )
Reklamlar

Afrin harekatı neden gerekliydi

Afrin Harekâtı, KKTC de dahil, dünyanın birçok yerindeki Türkiye düşmanlarını rahatsız etti.

Dr. YURDAGÜL ATUN
“İşgal” olarak göstermek isteyenler de oldu, sivil halkın katledildiği yönünde algı operasyonu yürütenler de... Öncelikle şunu söyleyelim; Afrin asla ve asla bir işgal harekâtı değil bir zorunluluktu, tıpkı 1974 gibi.

1974’te gerçekleştirilen Barış Harekâtı’nın neden gerekli olduğunun açıklamasını bir başka yazıya bırakarak, Afrin’e dönelim. Afrin Harekâtı, çok iyi yönetilmiş ve dünyada eşi benzeri olmayan bir harekâttı. Zira Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyada hiç görülmedik şekilde, sivilleri ayıklayarak rasyonel bir strateji ile ilerledi. Zaten harekâtın uzun sürmesinin nedeni de buydu. Amerika gibi, şehre tepeden bombalar yağdırıp dümdüz etseydi, hem üç günde bölgeyi tüm terörist unsurlardan temizler, hem de hiç askeri zayiat vermezdi. Nitekim Türk istihbaratının teröristle halkı ayırma konusunda gösterdiği büyük başarı, harekâtın nokta atışlarla ve en az zayiatla başarıya ulaşmasına neden oldu. Türkiye’nin iradesini gören PYD de çareyi, ABD ve Rusya’ya söve söve kaçmakta buldu.

İLK AĞIZDAN BİLGİLER

Gelelim harekâtın neden gerekli olduğu meselesine. Gerçi bir kısmı herkesçe bilenen şeyler ama onun dışında çok önemli ayrıntılar var. Şimdi arkanıza yaslanın;

Bilindiği üzere Afrin, Suriye’deki iç savaşın başlamasıyla birlikte YPG’nin kontrolünde. Bölge terörist ayrılıkçı gruplar tarafından, yasadışılığın ve uyuşturucu ticaretinin merkezi olmuş durumda. Gazetelerde de okuduğumuz üzere, binlerce dönüm araziye uyuşturucu imalatında kullanılan bitkiler ekiliyor. Uyuşturucunun kontrolü terör örgütü ağalarında. Oturdukları malikâneler dünyanın hiçbir yerinde rastlamadığınız lükse sahip. Bölgeye uyuşturucu hap imal eden fabrikalar kurulmuş ve bu fabrikalardan Afrika ülkeleri başta olmak üzere dünyanın tüm ülkelerine sevkiyat yapılıyor. Burada üretilen/işlenen uyuşturucular, Güneydoğu’nun teröre teslim olması ve kontrol zafiyetinden ötürü açılan tünellerden kolayca diğer ülkelere ulaştırılabiliyor(du.) Uyuşturucu baronları, Güneydoğu’da başlayan temizlik operasyonları, ardından da Zeytin Dalı Harekâtı nedeniyle yeni güzergâh bulma peşine düştü. Yeni plâna göre uyuşturucu, Kaibe Köyü ve Azez Siccu üzerinden Mersin Taşucu’na ulaştırılacaktı. Ancak alınan önlemler PYD’li uyuşturucu tacirlerinin plânlarına darbe vurdu.

UYUŞTURUCU MERKEZİ

Şimdi konuyu biraz daha genişletelim; Güneydoğu’da, 1983 yılından itibaren hız kazanan terörün nedeni aslında bu ticarete yol açmak (Hani eşikyalı dizide olduğu gibi). Terörist unsurları destekleyen ABD, ticaret kanallarını açık tutmak adına kontrolsüz bölgeler yaratma peşinde. Güneydoğu’ya “özerklik”, diğer Ortadoğu ülkelerine “özgürlük” adı altında silaha davranması ve ayrılıkçı unsurları da bu yönde manipüle etmesi tam da bu yüzden.

ABD’nin, PYD’ye verdiği silahların 4 bin TIR’ı geçtiğini hepimiz biliyoruz. ABD’nin, hiç çekinmeden Türklerin önünden geçirdiği konvoylarda, üstü kapalı tırlar, iş makineleri, personel taşıyıcı araçlar da vardı. Peki ABD, PKK/PYD’yi çok sevdiği için mi destek verdi? Onun için mi iş makineleri, tırlar gönderdi silahların yanında? Tabi ki değil. Ticaretinin yürütülebilmesi için tünellerin kazılması, sevkiyatların sürmesi gerekiyordu. Yukarıda da söylediğim gibi, ABD, kendinin kontrol edebileceği insanlarla iş yapmak istedi. PKK’nın zayıf noktalarına dokundu, “özerklik” sözü verdi.

İşte tam bu noktada Türkiye yapılması gerekeni yaptı. Türkiye için büyük tehlike arzeden Afrin bölgesini terörist unsurlardan temizledi, uluslararası uyuşturucu masasını çökertti. Türkiye’yi bölünmekten kurtardı. Tabi ki bu örgütlerin ABD’de olduğu kadar, Avrupa’da da bağlantıları vardı. Bu dostlar da Afrin Harekâtını işgal harekâtı olarak göstererek, Türkiye’yi durdurmayı denediler. Ajanlar gönderdiler, kara propagandalar yaptılar. Irak savaşından, Suriye’deki katliamlardan, Arap Baharı günlerinden fotoğrafları çıkarıp servis etmeye çalıştılar ancak gerçeklerin er-geç ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğunu ve masum Afrin halkının, Türk askerine kucak açacağını hesap edemediler.

TARİHİ BAŞARI

Merak edenler için son söz; Türkiye Afrin’i işgal etmedi, orayı yönetmek niyetinde de değil. Kısa zamanda bölgede üçlü olması muhtemel bir yönetim kurulacak ve Afrin halkı kendi kendini yönetecek. Afrin’i yeniden imar etmek için kollarını sıvayan Türkiye’nin tek amacı, Afrin ve sınırlarına tehlike arzeden diğer bölgelerde güvenlik çemberi oluşturarak toprak bütünlüğünü korumak. Sınırlarımız, hilal şeklindeki güvenlik çemberiyle korunacak, teröriste göz açtırılmayacak. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, Erdoğanafobiyi bir kenara bırakın ve düşünün Allahaşkına; Afrin Harekâtı emperyalist güçlere karşı yapılmadı mı? 50 yıllık vesayetin sona erdirilmesi suç mu? Gerekli değil miydi? Kimleri niçin rahatsız etti? Anlı şanlı ünlü ‘solcular’, nasıl oldu da ABD ile aynı çizgide buluştular? Bunların cevabını verebildiğimiz an PKK’nın da, PYD’nin de, DAEŞ’in de kimin kuklaları olduğu ve Türkiye’nin masumiyeti ortaya çıkacak.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Kan Şekerini Düzenlemenin Doğal Yolları Sinan Oğan’dan flaş iddia: AKP’nin yeni planı… CHP'li Orhan Sarıbal 'CHP'de askeri vesayeti savunanlar var' dedi Atatürk dönemini hedef aldı Ümit Özdağ: Benim Yol Arkadaşım Olmayacak, Benim Sadece Ülküdaşım Olacak