Yazarlar
01 Aralık 2017 ( 432 izlenme )
Reklamlar

Amerikan derin devletinin, yani çok uluslu şirketlerin devletinin Türk ulus devletiyle savaşı sürmektedir.

“Amerikan Devletinin Hakan Atilla’ya Karşı Davası” emperyalizmin Türk ulus/milli devletine karşı yeni bir operasyonudur.
Bu dava ve buna benzer operasyonlarla, emperyalizm şunu yapmak istiyor. Yeni mekân yaratma, yıkma ve denetleme süreçlerini, simgesel şiddet kullanarak sürdürüyor.
Hatırlayacak olursak, iktidarların, siyasi partilerin hepsinin Amerikancı olduğu dönemlerde bile, Amerika’nın, Ermeni Soykırımı İddiasını Türkiye üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi tutardı.
Çin, ticari-diplomatik-kültürel bir “Network” oluşturdukça, tarihin sonu anlayışından çıkıp, tarihe geri dönüş yapma yoluna girdik.
Bunu başka türlü de ifade edebiliriz.Amerikan emperyalizmi süreçleri denetlemede zaafa düştükçe,emperyalizm kavramı mahkumiyetten kurtulmaktadır.
Emperyalizm yoktur. Ticaret vardır gibi bir anlayışın, doğru olmadığı ortaya çıktıkça, emperyalizm kavramı da mahkûmiyetten kurtulacaktır.
Elbette bu aşamaya Küreselleşme kavramının kullanılamıyor olması aşamasından sonra ulaştık.
Bilindiği gibi emperyalizm; Kapitalizmin tekelleşmiş ve siyasileşmiş halidir. Bu sebepten, çok uluslu tekellerin çıkarları ve siyasetleri milli devlete dayatılmıştır.
Bu anlayıştan bakarsak, Avrasya Yolculuğu tesadüf değildir.
“Amerikan Devletinin Hakan Atilla’ya Karşı Davası” süreci derinleştikçe, yeni davaların açılacağı görülmektedir. Çünkü emperyalizme, simgesel şiddet uygulayabilmesi için yeni araçlar gerekmektedir.
Amerikan derin devletinin, yani çok uluslu şirketlerin devletinin Türk ulus devletiyle savaşı sürmektedir.
Biz buna Türk Amerikan savaşı diyoruz.

Bu savaş Türk ulusu tarafından ne kadar çok kavranırsa, emperyalizmle savaş o kadar anlaşılır hale gelecektir.
Artık siyaset yapma süreçleri, çok uluslu şirketlerin çıkarları doğrultusunda sürdürülemeyecektir. Bunu şu şekilde ifade edebiliriz; Amerikan tarafında kalarak, siyaset yapma süreci bitmiştir.
Türk Amerikan savaşının en zor süreci; çok uluslu şirketlerin sermayelerinin ülkemiz sermayesinden ayrışma sürecidir.
Çünkü küreselleşme, büyük sermayenin önündeki tüm yasaları kaldırarak, kuralsızlaştırarak, oluşturduğu yeni mekan yaratma, yıkma ve denetleme süreçlerini kurumsallaştırmıştı.
Finans sistemi üzerinden sürdürülecek mücadele sırasında, ülkemiz sermayesinin hem kendini hem ülkesini sakınarak yoluna devam etmesi esastır.
Çünkü çok uluslu şirketler, ticaretten ziyade, siyasetlerini dayatarak yol alırlar.
Bu anlamda milli devletin yeniden inşası anlattığımız süreçleri geri çevirmekle mümkündür.
Kuralsızlaştırmaları yeniden Türk halkı yararına kurallaştırarak, yasallaştırarak bu süreci geçebiliriz.

Bülent Esinoğlu

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Telefona üç saat, kitaba bir dakika ayırıyoruz KUDÜS’ÜN BAŞKENT İLAN EDİLMESİ EMPERYALİZMİN YENİLGİSİNİ GİZLEMEYE YETMEZ!.. Amerika mı Tayyip mi? AKP'de ne değişti