Ana Sayfa
07 Ekim 2017 ( 80 izlenme )
Reklamlar

Ataol Behramoğlu'nun Akşener sevgisinin sırrı: Avrasya'ya karşı Batı bloku

Cumhuriyet gazetesi yazarı Ataol Behramoğlu, 30 Eylül'de Cumhuriyet'te yayımlanan "Meral Akşener gerçeği" başlıklı yazısında Meral Akşener'i öve öve bitirememiş, Türk soluna Akşener'i destekleme çağrısı yapmıştı.

Behramoğlu yazısında "Fakat iktidarı gasp etmiş olan despotik gücü, en zayıf yanından vurarak alt etmek için bu hareketi desteklemek, yanında yer almak gerektiğini görmemek için de siyaseten kör olmak gerekiyor…" ifadeleriyle Akşener'e mesafeli olan solculara "siyaseten kör" demişti.

Behramoğlu yazısını "Solda bir arkadaşınız olarak karşılaşacağınız bütün güçlüklerde yanınızda olmakta tereddüt etmeyeceğim." sözleriyle bitirmişti.

O yazıya gelen tepkiler üzerine Behramoğlu bugün bir yazı daha kaleme aldı. Ne yazık ki Behramoğlu bu yazısında Akşener'i neden desteklediğinin gerekçelerini sıraladı. "Solcu" Behramoğlu'na göre Türkiye'nin atlantik sistemnden kopup Avrasya'ya yaklaşması tehlikeli hatta bölünmenin başlangıcı olabilirmiş.

İşte Ataol Behramoğlu'nun "Meral Akşener’i desteklemek" başlıklı bugünkü yazısından bir bölüm:

'AVRASYACILIK KARANLIK YÖNETİM İÇİN ARAÇ'

Despotik yönetimin “ABD karşıtı”, “anti emperyalist” bir “vatan savaşı” vermekte olduğunu düşünenlere göre, Akşener’i desteklerken aslında ABD’yi savunuyormuşum.

Ben herhangi bir ülkeyi, devleti değil, bütünüyle Batı’yı, aydınlanma düşüncesini savunuyorum.

Ülkemizin Batı blokundan koparılarak belirsiz bir Avrasya’ya sürüklenmesini, dağılıp yok olmasına gidecek yolun başlangıcı olarak görüyorum.

Cumhuriyet devrimlerinin temelini Batıcı, aydınlanmacı değerler oluşturur. Bu günkü despotik yönetim içinse bu değerler hiçbir önem taşımıyor. Avrasyacılık da onlar için, hedeflerindeki (bu yönde de çok adım attıkları ve atmakta oldukları) karanlıkçı yönetim için bir araç, amaçlarına ulaştıklarında kaldırıp atacakları bir koltuk değneğidir.

***

Meral Akşener hareketinin bir ABD projesi olduğunu düşünmüyorum.

Bu hareket, Türkiye’nin normalleşme gereksiniminin sonuçlarından biri olarak doğdu ve bu nedenle de güçlenmektedir.

Ve yine bu nedenle despotik yönetimin sayısız engeliyle karşılaşmaktadır.


Bunları görmemek, anlamamak, “reel politika”dan hiçbir şey anlamamak demektir.

ABD projesi ise şu anda iktidardadır.

Bu iktidar, yaklaşan yerel seçimleri ve sonrasındaki kader seçimlerini kaybetmemek için şimdiden hamle üstüne hamle yaparken; muhalefet güçlerinin birlikteliğini sağlamak ve “hayır” cephesini koruyup güçlendirmek için düşünce üretip çaba harcamak yerine geçmişe takılıp kalındığını; ağız dalaşıyla, hakaretleşmeyle vakit geçirilip tatmin olunduğunu görmek, ülkenin geleceği adına insanı ister istemez bir an için de olsa karamsarlaştırıyor…

***

Sayın Akşener’in geçmişi beni bu gün ilgilendirmiyor.

Yerinin ve zamanının geldiğini düşündüğünde bu konuda savunmasını ve gerekiyorsa özeleştirisini yapabilecek birikimde ve açıklıkta bir kişiliğe sahip olduğunu düşünüyorum.

Ve ısrarla, önemle tekrar ediyorum:

Despotik yönetimden kurtuluş ancak güçlü, kararlı bir muhalefet cephesiyle gerçekleşebilir.

Akşener hareketi, referandum oylamasında da görüldüğü gibi, bu cephenin önemli bir unsuru olmaya adaydır.

Bu nedenle de despotik yönetime karşı olan herkesçe desteklenmesi gerekir.

Söylemek istediğim esas olarak budur.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Ankara'da ölü sayısı 4'e yükseldi! Değirmenin suyu nereden geliyor? Galatasaray’ın eski başkanı Ünal Aysal’dan Fatih Terim ve Dursun Özbek açıklaması Konya’da müteahhitlik ofisinde silahlı kavga: