Ana Sayfa
31 Ekim 2017 ( 23 izlenme )
Reklamlar

Erdoğan Atatürkçü seçmen profiline yöneliyor

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, 29 Ekim Resepsiyonu'nda konuşulanları yazdı. Selvi'nin 'Seçim hesabı ve yargıda iklim değişikliği' yazısından ilgili bölüm;


"Seçim hesabı ve yargıda iklim değişikliği"

29 Ekim resepsiyonu için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde tam anlamıyla iğne atsanız düşecek yer yoktu. AK Partililer kendi aralarında belediye başkanlıklarındaki değişimi konuşuyordu. Biri kulağıma eğilip, “Erken seçim yok diye yazıyorsun ama Cumhurbaşkanlığı seçiminin yerel seçimlerden önce yapılması konuşuluyormuş. Tarih olarak 15 Temmuz 2018 üzerinde duruluyor”dedi. Her ne kadar kulağıma söylense de hemen yanımızdaki milletvekili, “Anayasa değişikliği gerekli” diye itiraz edince, kaynağım “MHP ile AK Parti’nin sayısı ona yetiyor” dedi. Orada hemen AK Parti ile MHP milletvekillerinin sayısını topladık, yetiyordu. Peşinen ifade edeyim,seçimlerin normal zamanında yapılacağı düşüncesindeyim. Çünkü Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda yüzde 50 artı 1 alacağı tablonun sağlama alınması gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Erken seçim diyorlar, seçimin tarihi belli. Her şey tıkırında giderken, neyin erken seçimini istiyorsun?” dedi. Buna rağmen yine de “Bende öyle bir bilgi yok” demekle yetindim. Demirel boşuna söylememiş, “Siyasette 24 saat bile çok uzun bir süredir” diye, neme lazım.

Resepsiyonun başında 29 Ekim’den 15 Temmuz’a bir görsel sunum yapıldı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i kuran millet,15 Temmuz’da da demokrasiye sahip çıktı teması işlendi. Atatürk’ten Menderes’e, Özal’a ve Erdoğan’a uzanan bir siyasi çizgi ortaya konuldu. ‘AK Parti, Atatürk’ü mü keşfetti’ tartışmalarına zemin teşkil etmesini arzu etmem ama bu kez Cumhuriyet ve Atatürk vurguları daha güçlüydü. Belli ki Erdoğan sadece MHP’yle yakınlaşma adına bunu yapmıyor. Atatürk’ü, Cumhuriyet’i önemseyen yeni bir seçmen profiline yöneliyor.

NORMALLEŞME SİNYALİ

Resepsiyon salonunda çok renkli görüntüler vardı. Sanatçılarla Erdoğanarasındaki diyaloglar dikkat çekiciydi. Ankara gazetecileri olarak bizim her zaman bir gözümüz askerlerin üzerinde olur. 28 Şubat’ın manşetleri yıkan açıklamaları yok ama yine de paşaların ne dediğini önemseriz. Komutanlara çok şey sorduk, nasıl başardılar bilmiyorum ama hiçbir şey söylemediler.

Resepsiyondan ayrılırken Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün koltuğunun altında bir dosya ile hızla salona giriyordu. “Sayın Bakan, dosya bende kalabilir, siz yorulmayın” dememe rağmen tebessüm etmekle yetindi. Bu telaşın nedenini öğrenemedim. Ama yargıda önemli değişiklikler oluyor. Tutuklu gazeteciler ve aydınlar konusunda iklim değişiyor, normalleşme yönünde adımlar atılıyor. Şimdilik sadece bu kadarını söyleyebilirim.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yeni devlet kurulurken o ne düşünüyor? 90 yaşındaki Fatma nine sel sularından odun topluyor CHP’nin adayını Çin açıkladı Kan donduran fetva: Ateistlerle tartışmak eziklik, 1 yaşındaki kızla da evlenilebilir