Ana Sayfa
08 Ağustos 2017 ( 33 izlenme )
Reklamlar

Ergenekon kumpas belgelerini o isim getirdi

Ergenekon kumpası sanığı ile FETÖ’cü darbeci tartıştı.


Ankara 4. Ağır ceza mahkemesinde Akıncı Üssü Davası’nın beşinci celsesinde Çiğli Üs Eski Komutanı Kubilay Selçuk'un çapraz sorgusuna devam edildi.

Sanık avukatlarından Şemsettin Altan 15 Temmuz gecesi uzun saçlı bir sivilin isteği üzerine prova amaçlı okuduğu, ilk paragrafını gördükten sonra bıraktığı bildiriyi sordu. Altan TRT'de yayınlanan darbe bildirisinin ilk paragrafını hatırlatarak, "Sizin okuduğunuz bu muydu?" dedi. Selçuk, "Benim okuduğum versiyon değil bu" karşılığını verdi. Selçuk, avukat Altan'ın bir başka sorusu üzerine o sivil kişinin kendisini kullanmak istemiş olabileceğini, ama kendisini kullandırmadığını söyledi.

DARBE SANIĞININ ERGENEKON VE BALYOZ KUMPASLARIYLA İLGİLİ SÖZLERİNE TEPKİ

Kubilay Selçuk dünkü ifadesinde Balyoz ve Ergenekon kumpasları için, "Kurunun yanında yaş da yandı" ifadesini kullanmıştı. Kendisi de Ergenekon davasında 5 yıl hapis yatan sanık avukatlarından Serdar Öztürk ifadesindeki "kurular"ın kim olduğunu sorunca Selçuk'la aralarında tartışma yaşandı. Selçuk, "Ben kanaatimi ifade ediyorum. Kanaatimi oluşturan şeyler var. Boş bir süreç değildir. Kumpas lafıyla üstü kapatılacak bir şey değildir. İçinde olanlar, ama olmayan yananlar var. TSK büyük sıkıntıya düşmüştür. Somut bilgiler bende kalsın" deyince Öztürk şöyle tepki gösterdi: "TCK 179'a göre, bir memur suç işlendiğini tespit ettiği anda ilgili makamlara bildirmek zorundadır. Neden bildirmediniz?" 

ERGENEKON KUMPAS BELGELERİNİ ESKİ ABD DIŞİŞLERİ BAKANI JOHN KERRY GETİRDİ İDDİASI

Selçuk, bilgi belge değil, kanaatinden söz ettiğini vurguladı. Avukat Öztürk kumpaslardan bazı örnekler verdikten sonra, "yaş kuru kimdir açıklamak zorundasınız" diye bağırdı. Selçuk da, "Değilim. Bunu sadece ben kullanmıyorum. Sayın başbakan da birkaç ay önce kullandı" karşılığını verdi. Avukat Öztürk, Orhan Aykut'un Ergenekon kumpas belgelerinin bir ABD'li senatör tarafından getirildiği iddiasını anlatırken, o senatörün sonra ABD dışişleri bakanlığı yapan John Kerry olduğunu öne sürüp, "Zira o dönem Türkiye'ye gelen tek senatör oydu" dedi.

KUBİLAY SELÇUK’A MAĞDUR MÜŞTEKİLERDEN TEPKİ: "GENERAL DEĞİL, VATAN HAİNİ"

Kubilay Selçuk o gece Akar ile diğer komutanların ilişkisini aktarırken, “Dişli General, Akın Paşa" gibi ifadeler kullanınca bazı mağdur müştekiler, "general değil, vatan haini" diye bağırdı. Başkan Giray bu kişileri salondan çıkarttırdı. Selçuk Akar ve Dişli'nin Akıncı'dan ayrılışını anlatırken şunları söyledi:

"Beraber gittikleri için Dişli Genarelin tutuklanmasına çok şaşırdık. Böyle bir şey olmasını beklemiyorduk. Genelkurmay Başkanı Dişli generale 'sen burada kal' demedi. Ayrılırlarken Akın Öztürk de beraber gitmek istediğinde Sayın Genelkurmay Başkanı’na, 'neler yaşandığını iki general olarak daha iyi anlatırsınız' önerisinde bulundum. Akar da, 'Akın biz şimdi Genelkurmay'a gidiyoruz. Sen 1 saat sonra helikopterle gel, oradan birlikte başbakanlığa geçeriz' dedi."

“KONUŞMAYACAĞIM DEDİM AMA BENİ KONUŞTURUYORSUNUZ”

Kubilay Selçuk’un çapraz sorgusu ve avukatının savunması tamamlandıktan sonra duruşma savcısı Fatih Halil Kaplan bazı sorular yöneltti.

Savcı Kaplan’ın ilk sorusu Selçuk’a bildiriyi okutmak isteyen sivil görünümlü kişi ile ilgiliydi. Selçuk’un ‘çık git’ dedikten sonra bu kişinin gidip gitmediğini ve kişinin kendisine herhangi bir cevap verip vermediğini sordu. Kubilay Selçuk “Söylemedi, söyleyecek durumu yoktu ki” diyerek yanıtladı. Savcı Kaplan neden diye sorunca, Selçuk “Okumayı reddettiğim için” cevabını verdi. Savcı Kaplan, ikna etmenin de darbeye karşı bir duruş olduğunu anlatarak neden kendisinin derdest edilmediğini sordu. Kubilay Selçuk savcıya, “Bazı şeyleri karıştırdığınızı düşünüyorum, stratejik alanla taktik alanlar farklıdır. Bulunduğumuz yer stratejik bir alan ama diğer bölgeler taktik alandır bu yüzden bizi derdest etmeleri zordu” dedi.

Savcı, Selçuk’un görüntülerde elinde cep telefonu olduğunu ve rahat hareket ettiğini hatırlatarak neden dışarıyla temas kurmadığını sordu. Kubilay Selçuk “Onların bana faydası yok. Bunu neden Genelkurmay Başkanına, Hava Kuvvetleri Komutanına sormuyorsunuz, onlar niye yapmadılar?” dedi. Savcı Kaplan onların derdest olduğunu hatırlatınca Selçuk, “Yapmayın efendim konuşmayacağım dedim ama beni konuşturuyorsunuz” dedi savcı görevlerinin bu olduğunu belirtince Selçuk, Hava Kuvvetleri Komutanı’nın düğünde olduğunu, hiç kimseyi aramadığını, bunların niye sorgulanmadığını sordu.

Savcı, birliktelik için bir iletişim kurabilir, içeriden bir istihbarat verebilirdiniz. Örneği var, Ömer Halisdemir içerdeydi, Zekai Aksakal’la temas kurdu darbenin seyri değişti deyince, Kubilay Selçuk “Yapmayın ortamı bilmiyorsunuz, Zekai Aksakal dediğiniz kişi hakkında herhalde bilginiz vardır. Planlı davranan bir kişi ile kendisini olayın içinde bulan kişinin davranışlarının farklı olacağı açıktır.” cevabını verdi. Selçuk sözlerini, “İstirhamım şudur; davası görülen insan hayatıdır, insan hayatı bu kadar ucuz değil, yalan yanlış eksik bilgilere dikkat edilsin. Herkes vicdan taşıyor.” diyerek bitirdi.

"KONSEY ÜYESİ OLSAM KENDİMİ DONANMA KOMUTANI YAZARDIM"

Selçuk’un savunmasının tamamlanmasının ardından duruşmaya yarım saat ara verildi. Aradan sonra Ömer Faruk Harmancı’nın sorgusuna başlanacak.

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı eski Kurmay Başkanı Ömer Faruk Harmancık savunmasının başında üzerine atılı suçlamaların tümünü reddettiğini belirterek, "Silahlı veya silahsız hiçbir terör örgütü üyesi olmadım, olmam. İçinde bulunduğum tek örgüt TSK'dır" dedi. Harmancık ünlü komutanlarla çalıştığını, hakkında hiçbir soruşturma veya inceleme olmadığını anlatırken şunları söyledi:  "Eski DKK Uğur Yiğit, şimdiki DKK Bülent Bostanoğlu ile Veysel Kösele, Serdar Dülger, Şükrü Korlu, Ercüment Tatlıoğlu ve yeni DKK Adnan Özbal'ın tanık olarak dinlenmesini istiyorum. Bu komutanların bu kadar ağır ceza ile yargılanan birisinin ölmeden önceki bu son isteğini silah arkadaşlarından esirgemeyeceğine inanıyorum. Buraya gelerek sorularınıza ve sorularımıza yiğitçe, mertçe, çekinmeden cevap versinler."   Kim tarafından yayınlandığı belli olmayan görevlendirme listesinde DKK Kurmay Başkanı olmakla suçlandığını kaydeden Harmancık, "Konsey üyesi olsam kendimi donanma komutanı yazardım" dedi.

“‘OYUN, REZALET, BİZİ KANDIRDILAR, BEN BU İŞE NASIL BULAŞTIM' DİYENLER DE VARDI”

Harmancık da DKK Bülent Bostanoğlu'nu şöyle hedef aldı: 

"Bize hiçbir talimat veya mesaj vermedi. Sadece kendisi ve ailesinin emniyetini sağladı. Milli Savunma Bakanıyla bile saat 01.00'den sonra irtibat kurdu. Kısaca Komutanlık manevi gücünü kullanmaya bile teşebbüs etmemiştir."        

Harmancık, Genelkurmay Başkanı Akar'la ilgili olarak da şunları söyledi:

"Akıncı'ya nasıl ve kim tarafından getirildiğini bilmiyorum, ama kimseyi tutulu görmedim. Akar, 'bu işi bitirilsin' dediğinde odadakilerden biri, 'TSK'nın başı sizsiniz, bitirirseniz siz bitirirsiniz' dedi. O Bülent Bostanoğlu'nun nerede olduğunu sordu, ‘bilmiyorum’ dedim. Neden kendisi durdurmaya çalışmıyordu, anlayamıyordum. Cumhurbaşkanı'nın konuşmasından sonra pis bir oyuna çekildiğimizi anladım. Konuşmadan sonra üstekilerden 'oyun, rezalet, bizi kandırdılar, ben bu işe nasıl bulaştım' diyenler de vardı."

“AKINCI'DAN ÇIKMAYA TEŞEBBÜS ETMEDİM”

Akın Öztürk'ün bahsettiği, "kararlıyız" sözünü kendisinin sarf etmediğini, kimsenin sözcüsü, temsilcisi olmadığını öne süren Harmancık savunmasını 1 saatte tamamladı. Başkan Giray'ın soruları ile Harmancık'ın çapraz sorgusuna geçildi.

Başkan Giray'ın sorusu üzerine Harmancık, "Akıncı'dan çıkmaya teşebbüs etmedim. Neden? Harekat başkanlığı yapmış biri olarak olayların nasıl gelişebileceğini tahmin edebilirim. Çıkıp nereye gideceğim, eve mi? Hava sahası kapatılmış. Genelkurmay Başkanı, Bülent Bostanoğlu ve diğer kuvvet komutanlarının da geleceği söyleniyordu. Onların gelmesini bekledim" dedi.

Odatv.com

 


Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Binbaşı NATO'dan aldığı madalyayı iade etti Amerikalı savcılar Türkiye’yi hedefleyen tezgahın altında kalıyor Tayyip Erdoğan yeniden ABD’ye dönebilir mi Tatlıses İzmir'den aday!