Ana Sayfa
24 Aralık 2017 ( 108 izlenme )
Reklamlar

İçişleri Bakanlığı Susurlukçu Mehmet Ağar'a mı emanet?

NATO, ABD şefliğindeki Batılı emperyalistlerin dünyayı sömürmek için kurdukları savaş aygıtıdır. Gladyo, NATO'ya üye olan devletlerin içine çöreklenmiş gayrımeşru-iç devlettir.

Türkiye NATO'ya 1952'de üye oldu. Gladyo, Türkiye'deki ilk eylemini 6-7 Eylül 1955'de yaptı. 12 Mart'ın, 12 Eylül öncesinde yaratılan kaotik ortamın ve 12 Eylül'ün arkasında hep gladyo vardı.

1990'la birlikte Sovyetler Birliği(SB) dağıldı. ABD 1.Körfez Harekatı'yla Irak'a müdahale etti ve 36. Paralel'in kuzeyini denetimine aldı. Bununla birlikte Türk Ordusu güney sınırını güvenlik altına almak için operasyonlar yaptı. ABD bu operasyonlardan rahatsız oldu. Türk Ordusu ile ABD ordusu karşı karşıya geldi.

Türk Ordusu artık ABD için güvenilir değildi. O tarihe kadar Özel Harp Dairesi içinde konuşlanan gladyonun operasyonel ekibi, 1990’ların başından itibaren, kademeli olarak Emniyet içerisine taşındı.

ABD, SB'nin dağılmasının ardından Rusya'yı, Rusya'nın çeperindeki Türki Cumhuriyetler üzerinden kuşatmak istiyordu.

***

3 Kasım 1996'da Susurluk kazası oldu. Türkiye'deki mafya-tarikat-gladyo rejimi kamyona çarptı ve pislikler ortalığa saçıldı. Devlet yöneticilerinin mafyayla olan ilişkisi deşifre oldu.

17 Kasım 1996'da MİT, dönemin Başbakanı Erbakan'a bir rapor sundu.(1) Raporda devlet imkanlarıyla faaliyet yürüten bir örgütten söz ediliyordu. Örgütün başında dönemin Başbakan Yardımcısı ve DYP Genel Başkanı Tansu Çiller vardı. Çiller'in başını çektiği bu örgüt resmen devlet içinde "devlet" olmuştu. Örgütün kolları; MİT, Özel Kuvvet, JİTEM, Ülkücü Mafya, Uyuşturucu/silah mafyası ve Emniyet içerisine kadar uzanıyordu. Çiller ise doğrudan ABD’ye bağlıydı. Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ise Çiller'in sağ koluydu ve örgütün Emniyet/İstihbarat ilişkilerinin sorumlusuydu.

***

Örgüt, 1995 Mart'ında ABD'ye mesafeli Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'e suikast düzenlenip, Amerikancı darbe yapacaktı. Darbeyi dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Aliyev’i arayarak önledi.

Demirel, 12 Mart 1995 Cumartesi günü eline geçen “Çok Gizli” yazan dosyayı dehşetle okumaya başladı. Dosyanın içinde, Aliyev’e karşı girişilecek bir suikast ve darbe planı yer alıyordu. Dosyadaki bilgiler çok ayrıntılıydı. Aliyev’e yapılacak suikastın zamanı ve mekânı, arka planıyla birlikte anlatılmaktaydı. Suikast ve ardından gerçekleştirilecek darbe girişimine katılacak Azerilerin yanı sıra, Türklerin isimleri de sıralanıyordu.

Darbe girişimi Çiller'in bilgisi dahilinde planlandı. İstanbul'daki Ülkücü mafya ile Doğu Anadolu'daki Özel Tim Müdürü tarafından yönlendirildi. İstanbul'daki Ülkücü mafya ile hükümet arasındaki koordinasyonu yine Ülkücü olarak bilinen Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir'in sağladığı bildirildi. Darbe planı Ayvaz Gökdemir'in bilgisi dahilinde İstanbul Ülkücü mafyası şefi Abdullah Çatlı'ya havale edildi. Çatlı, o dönemde Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar'ın makam aracında da birkaç kez görüldü.(2)

Reklamdan sonra devam ediyor 

***

Hüseyin Baybaşin isimli bir şahıs Mehmet Ağar'la birlikte birçok defa uyuşturucu işi yaptıklarını ileri sürdü. 1996'nın 18 Mayıs'ında Aydınlık'a konuşan Baybaşin, Ağar'ın uyuşturucu ticareti için Türkiye'nin Londra Konsolosluğu'nu ve NATO gemilerini dahi kullandığını söyledi. (3)

Ağar’ın “marifetleri” bunlarla da kalmadı. Ağar, görevde olduğu dönemlerde "faili meçhul" cinayetlerin(Cem Ersever, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Tevfik Ağansoy, Tarık Ümit, Askar Simitko, Lazım Esmaeili, Mehmet Urhan) de baş failiydi.

***

MİT'in 17 Kasım 1996'da dönemin Başbakanı Erbakan'a sunduğu raporda, Fetullah Gülen'in "Çiller Özel Örgütü"nün saptanan 59 kişisinden biri olduğu notu da vardı.(4)

Çiller-Ağar örgütünün Azerbaycan'daki darbe girişimiyle birlikte ortaya çıkan Türki Cumhuriyetlerdeki faaliyetlerini daha sonraları Fetullahçılar devralacaktı. Fetullahçı örgüt, Türki Cumhuriyetlere Çiller-Ağar örgütünün, yani “devletin” desteğiyle “sızdı”. Yani Fetullahçı örgüt, Çiller-Ağar gizli örgütünün devamı niteliğini taşıyordu.

***

15 Temmuz 2016'da Gladyo'nun vurucu gücü Fetullahçı örgüt, Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak için darbe girişiminde bulundu. Darbe başarısız oldu. Ardından Fetullahçı örgüte kapsamlı bir operasyon yapıldı.

FETÖ’nün "mülkiye" yapılanmasına yönelik operasyonda eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve eski İstanbul İl Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın da tutuklandı. Yargılamaları sürerken geçtiğimiz 18 Aralık'ta Hüseyin Çapkın’ın tanığı olarak Mehmet Ağar dinlendi. Ağar, "Benim tanıdığım Hüseyin Çapkın böyle alçaklıkları art arda sergileyen bir örgüte müzahir olacak bir yapıya sahip değil. Bizim polisimize, askerimize, çocuklarımıza kurşun atacak bir yapıya asla sahip olamaz" dedi. Ağar'ın tanıklığının bir gün sonrasında Çapkın ivedilikle serbest bırakıldı.

Çapkın'ın, Ağar'ın tanıklığı sonrasında salıverilmesi; kamuoyunda bir süredir dillendirilen "İçişleri Bakanlığı Ağar'a emanet" iddialarını güçlendirdi.

Geçtiğimiz yıl, 15 Temmuz darbe girişimi komisyonuna bilgi veren Mehmet Ağar "Benim Emniyet Genel Müdürlüğü dönemimde, Fetullah Gülen cemaatinin F'si teşkilatta hiçbir aktif görevde yer alamamıştır, almamıştır. Benim kurduğum istihbarat dairesinin başarıları açıkça bellidir." diyerek, açık açık yalan söylemişti. Ağar komisyona verdiği bu beyanla FETÖ ile ilişkisini güya gizlemiş oldu.

Reklamdan sonra devam ediyor 

***

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu geçtiğimiz ay içinde, "ABD'de oturanın mı 15 Temmuz'u yaptığını sanıyorsunuz. Amerika yok muydu yani? Eğer böyle düşünüyorsanız buralarda oturmayalım." demişti. Soylu'nun ilgili beyanatında yaptığı vurgu çok doğruydu. Nitekim, 15 Temmuz darbesini ABD yönetti, ardında ABD vardı. Tıpkı geçmişte Çiller-Ağar örgütünün iplerini elinde tuttuğu gibi, FETÖ’nün de ipleri ABD’nin elindeydi.

Sadede gelelim…

Çiller işlediği suçlardan dolayı yargılanmadı. Ağar ise ciddiyetsiz bir yargılama geçirerek ve 50 kişilik cezaevinde 7 kişiyle kalarak; 369 gün yatıp, çıktı. Türkiye, 15 Temmuz’u Çiller-Ağar çetesini adam gibi yargılayamadığı için yaşadı.

Eğer ki "İçişleri Bakanlığı Ağar'a emanet" iddiası doğruysa, yani Ağar'ın referansıyla emniyet teşkilatı yeniden biçimlendiriliyorsa, hükümet Ağar’la yasadışı bir ilişkiye girdiyse bunun adı vatana yeni bir ihanet girişimidir.

Fetullahçı çete, dünün Susurluk çetesinin şefleriyle bastırılmaz.

Gladyo artıkları FETÖ ile mücadele etmez, edemez.

Bakın, ülkemiz yeni bir “aldatıldık” trajedisini daha kaldıramaz.

Türkiye, iplerini gladyo merkezinin tuttuğu eli kanlı çeteler arasında tercih yapmaya mecbur değildir.

Tarih, Çiller-Ağar örgütünün gerçek anlamda yargılanmamasını kaydettiği gibi, Ağar’ın Çapkın’a kefil olması gibi yasadışı bir yöntemle salıverilmesini de kaydetti.

İddia edilen “Hükümet-Ağar” ilişkisinin izlerini sürmeye devam edeceğiz…

(1) MİT’in Çiller Örgütü Raporu, Hazırlayan: Nusret Senem, sy.9, Kaynak Yayınları, 1. Basım, 2013, İstanbul.

(2) Çiller Özel Örgütü-TBMM Susurluk Komisyonu’na Sunulan Dosya ve Belgeler, Doğu Perinçek, sy.90, Kaynak Yayınları, 5.Basım, 1997, İstanbul.

(3) Çiller Özel Örgütü-TBMM Susurluk Komisyonu’na Sunulan Dosya ve Belgeler, Doğu Perinçek, sy.174-175, Kaynak Yayınları, 5.Basım, 1997, İstanbul.

(4) Fethullah ve Susurluk, Nusret Senem, sy.152, Kaynak Yayınları, 2.Basım, 2011, İstanbul.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yılmaz Özdil: Zübeyde Hanım Atatürk'süz müfredata tepkiler büyüyor Önce muhtar sonra cumhurbaşkanı olacağım sonunda anayasayı değiştirip idam getireceğim Göztepe’de Süper Lig coşkusu!