Ana Sayfa
08 Ekim 2017 ( 110 izlenme )
Reklamlar

İdlib Harekatı’nda nihai hedef Afrin/PKK

Astana Zirvesi ve son bir aydaki Türkiye-Rusya-İran-Suriye arasındaki (buna 2. İsrail Barzanistan’a karşı Bağdat’ı da katın) başarılı diplomasi trafiği, Ankara’nın önünü açtı.

Bunu, Pentagon’un İdlib açıklamasından bile anlamak mümkün. Pentagon sözcüsü ne dedi: “NATO müttefikimiz Türkiye’nin sınırlarını koruması ve terörle mücadelesi ve terör örgütlerinin güvenli bölgeler oluşturmalarını engelleme çabalarını destekliyoruz.”

Suriye’nin özellikle Halep’ten kovduğu teröristlerin sığındığı İdlib ili, 3.7 milyon nüfusla şu an belki de Suriye’nin en kalabalık ve en kargaşalık bölgesi.

Suriye’deki çok bilinmezli denklemin en zor kısmı olan İdlib’e, mikro ve makro cerrahi operasyonu başladı.

Hedef; El Kaide bağlantılı eski El Nusracıların oluşturduğu Heyet Tahrir Şam (HTŞ), PKK-PYD ve elbette IŞİD.

TSK henüz girmedi ama kontrol altındaki ÖSO girdi. Nusracılarla arada bir açılan ateş altında pazarlıklar sürüyor.

Ama asıl nihai hedef, İdlib’in kontrol altına alınmasıyla birlikte hem güneyden, hem de kuzeyden çevrilecek olan PKK kalesi Afrin.

Zaten haritaya baktığınızda bu çok net biçimde görülüyor.

Eğer 15 Temmuz 2016 FETÖ/NATO hain darbe girişimi başarılı olsaydı, Türkiye’nin güney sınırları tamamen emperyalizmin uşağı bölücü ve gerici terör çetelerinin işgali altına alınacaktı.

Özellikle de Hatay, 2. İsrail Barzanistan koridorunun son engeli olarak işgal edilecek ve Akdeniz’e bir PKK koridoru açılmış olacaktı.

Afrin de bunun Hatay’dan önceki son durağıydı.

PKK yuvası olan bu bölge, Hatay, Gaziantep ve Kilis’in tam ortasında.

Şimdi başlayan İdlib Harekatı ile Afrin, kuzey - kuzeybatıdan Türkiye, doğudan Fırat Kalkanı, güneyinden İdlib ve Halep’ten Türkiye, Rusya ve Suriye’nin tam kuşatması altında kalıyor.

Buradan şu sonuç çıkıyor, bu harekat Suriye’ye karşı değil, Suriye ile birlikte yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şam ile Rusya üzerinden görüşüp anlaştıklarını söyledi.

İDLİB NEDEN ÖNEMLİ?

BBC güzel bir derleme yapmış, ama İdlib’i eyalet olarak göstermiş halbuki orası Suriye’nin bir ili.

İşte BBC’nin İdlib’in neden önemli olduğuna ilişkin madde madde gerekçeleri:

“İsyancı gruplar açısından kritik önemdeki Bab El Hava Sınır Kapısı da İdlib ili sınırlarında bulunuyor.

İdlib, yine kuzeyde Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) denetimindeki Afrin sınırına dayanıyor.

Kuzeydoğusunda Halep'in bulunduğu İdlib'in batısında ve güneyinde ise Suriye hükümetinin kalelerinden Lazkiye ve Hama yer alıyor.

Rus üslerinin de bulunduğu Lazkiye iline yönelik saldırılar İdlib üzerinden düzenleniyor.

İdlib şu anda Suriye'de, bütünüyle hükümet güçlerinin kontrolünün dışında yer alan tek il.

2015’te, farklı isyancı güçlerin kurduğu, bünyesinde Nusra Cephesi ve Ahrar'uş Şam'ı da barındıran çatı örgütü Fetih Ordusu, İdlib’i ele geçirmişti.

İlerleyen dönemde, ateşkeslerle Halep, Şam, Hama ve Humus illerinden ayrılan isyancı grupların birçok üyesi de İdlib'e geçti.

İdlib, ülke çapında hükümet karşıtı silahlı güçler açısından bir kale olarak görülüyor.”

Bir tane de ben ekleyeyim, Afrin ve İdlib üzerinden Lazkiye’ye sızan PKK deniz yoluyla Ege bölgesine terör ihracına girişti. Son operasyonlarda bunlardan 5’i öldürüldü.

ŞAM İLE MASAYA OTURMAK ŞART OLDU

Türkiye, 2011’deki Esad düşmanı tavrını Astana süreci ile birlikte kesin olarak terk etti.

İdlib’de Türkiye, Rusya, Suriye, İran’dan oluşan Astana koalisyonunun öncelikleri gözetiliyor.

Hem de daha önce rejime karşı kullanılan milis güçleri, bu kez Türkiye’nin nesnel çıkarları doğrultusunda kullanılıyor.

Fırat Kalkanı’nda da görev alan ÖSO’ya bağlı Hamza Birliği İdlib’e girdi bile. Fazla bir direniş görmeden hem de.

Şu anda oradaki teröristlerle bir pazarlık süreci yürütülüyor. Ancak bunun bir çatışmaya dönüşmesi de an meselesi.

Haftasonu, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Güler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan inceleme ve denetlemeler için Reyhanlı’daydı.

Türk birlikleri bölgede gereğinde İdlib’e girmek için olduğu kadar, asıl İdlib ve Afrin’den sızmalara ve göç hareketine karşı bulunuyor.

Ve İdlib’de bir “düzen” kurulur kurulmaz da Afrin’e girmek için.

Devamında da diğer PKK kantonlarına müdahale sırada.

Tabii Afrin’e girmek için de Şam ile masaya oturmak şart artık.

Rusya üzerinden görüşmeleri bir tarafa bırakıp, kadim komşuyla yeniden eskisi gibi dostluk siyaseti yürütmek olmazsa olmaz bir şey.

Bu da olacaktır.

SURİYE RUSYA’NIN DESTEĞİNDE KURTULUŞ SAVAŞINI KAZANIYOR

Suriye de Deyrezzor ve Humus’ta önemli başanılar sağladı. Rusya’nın açıklamasına göre Suriye’deki IŞİD hakimiyetinde bulunan toprakların oranı yüzde 10’a düştü.

ABD ve İsrail ise Ürdün tarafından son kozlarını oynamaya çalışıyor.

Kiminle derseniz; PKK ve IŞİD ile.

Bu iki düşman gibi görünen terör örgütünün, ABD çıkarları gerektirdiğinde nasıl can ciğer kuzu sarması olduklarını geçen haftalarda çok net biçimde gördük.

ABD ve dostlarının sözde “İslamcı terörü” nasıl kullandıkları artık komplo teorilerinin değil görüntülü belgeli haberlerin konusu.

Rusya ve İran’ın desteği ile Suriye cephesinde ağır bir tokat yediler.

KRİPTO BATICILAR” RUSYA’DAN RAHATSIZ

Kripto Fetöcü değil de, hadi kripto batıcılar diyelim bunlara.

Aslında kripto filan da değiller, açık açık Batı yanlısı, NATO artığı gazeteci ve siyasetçi güruhu.

Tahmin edebileceğiniz gibi yandaş medyadan çok, ana akım medyada varlar.

Hepsi de AB yanlısı, dış politikada allame-i cihan tipler.

Rusya, Türkiye ve İran yakınlaşmasından felaket rahatsızlar.

Kimi Rusya’nın geçmişte PKK ve Barzani’yi nasıl desteklediğini yazıyor, kimi S-400 füzelerinde Rusların Türkiye’yi nasıl kazıkladığını anlatıyor!

Bazısı da “Şii” İran’ın teröre verdiği desteğe dem vuruyor!

Kripto “Esedcileri” yani İsrail dostu Suriye düşmanlarını saymıyorum bile.

Kimi “usta” siyasiler de Kerkük ve Musul’a plaka takıp, aklınca Amerika’nın ekmeğine yağ sürüyor.

NATO’dan, AB’den, Batı’dan medet uman eski ve yeni siyasi hareketler iktidar olabileceklerini sanıyor.

Türkiye, 24 Temmuz 2015’daki bölücü ve dinci teröre karşı büyük hamlesi ve 15 Temmuz 2016’daki Amerikancı/gerici darbeler tarihine vurduğu sille ile geri dönülmez bir yola girdi.

Enteresan ki, tarihin cilvesi midir ki, bunu da bir BOP projesi olarak iktidara gelen/getirilen AKP ve onun değişmez lideri Erdoğan ile yapıyor.

Çünkü bu ülkede iktidar olmanın değil belki ama iktidarda kalmanın yegane formülü, Cumhuriyet’e sahip çıkmak, dinci veya gerici her türden bölücülüğe de karşı durmaktır.

Hem Atatürkçü, hem NATO’cu olunmaz.

İdlip Harekatı da bunun bir sonucudur.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

'4 ay boyunca bana sürekli ilaçlı su verip, bayıltarak, tecavüz ettiler' Haydar Baş Kılıçdaroğlu'na Atatürk İle İlgili Düşüncelerini Anlattı. Söyleşiyi İzleyelim. 10. Yıl Marşı Tayfun Erdoğan’dan sahte hesap tepkisi