Ana Sayfa
16 Ocak 2018 ( 413 izlenme )
Reklamlar

Kanal İstanbul: İhanet Boğazı

Hükümet tarafından ‘çılgın proje’ olarak adlandırılan Kanal İstanbul’un, yaratacağı askeri, ekonomik ve çevresel problemleri uzmanlar Aydınlık’a değerlendirdi.


Kanal İstanbul projesiyle ilgili açıklama yapan Ulaştırma Bakanı Arslan, projenin güzergâhını açıkladı. Uzmanlar, İstanbul’un batısını Trakya’dan kopararak ada yapmayı hedefleyen projenin; askeri, ekonomik ve çevre problemlerini Aydınlık’a değerlendirdi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Kanal İstanbul projesiyle ilgili dün açıklama yaptı. Projenin amacının Boğaziçi üzerindeki gemi trafiğinden kaynaklı yükü azaltmak olduğunu belirten Arslan, projenin güzergâhının Küçükçekmece, Sazlıdere ve Durusu olduğunu söyledi. Küçükçekmece Gölü’nden başlayacak ve Sazlısu Barajı’ndan geçerek Terkos Barajı’nın doğusundan Karadeniz’e ulaşacak 45 kilometrelik ve 65 milyar dolarlık projenin ‘soru işaretleriyle’ ilgili uzmanlar değerlendirmelerde bulundu.

BÖLGE OLUMSUZ ETKİLENECEK

Emekli Tümgeneral Tarık Özkut, projenin askeri boyutuyla ilgili şu tespitlerde bulundu: “Kanal İstanbul projesiyle coğrafya, iklim ve deniz yapısıyla oynanıyor. Bu projeyle Karadeniz’e sahili olan ülkeler ayağa kalkacak. Bunu yapacağına Ege denizindeki adaları kurtar. Trakya’nın savunması Trakya’da sabit olacak gibi duruyor. İhmallerde sıkıntı olabilir. Bunu büyük bir proje ortaya koymak için yapıyorlar. Montrö açısından değerlendirildiğinde de ‘Önceden Türk boğazlarıydı, şimdi başka boğaz var’ denilebilir. Boğazlar askeri anlamda hassas noktalardır. Boğaziçi Köprüsü’nde hava savunma birliği var. Kara bağlantısı kesilirse bu, hava taarruzuna karşı hassasiyet yaratabilir.”

BU PROJE İNTİHAR DEMEKTİR 

Birleşmiş Milletler eski Kalkınma Programı Müdürü Bartu Soral, projenin ranta dayalı yeni inşaat alanları ve yeni zenginler yaratmak için yapıldığını kaydetti. Projenin Türkiye’nin güvenliğini de sıkıntıya sokacağını, yeni yükler getireceğini belirten, Soral şunları kaydetti: “AKP’nin uyguladığı üretimi terk edip ithal etmeye dayalı ekonomik sistemle tıpkı Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi uzun süreli büyük bir ekonomik kriz yaşayacağız. Bu proje için yurtdışından 65 milyar dolar bulunması gerekiyor. Proje teknoloji geliştirmiyor, üretimi planlamıyor, yeni fabrikalar kurmuyor. Yani inşaat rantı dışında herhangi bir getirisi yok, üretmeyen bir ülke için 65 milyar dolarlık bir borç, intihar etmek demektir. Türkiye son on yılda 700 milyar doların üzerinde dış ticaret açığı verdi. Tarım ürünlerini bile sürekli dışarıdan satın alıyoruz. 65 milyar dolarla bütüncül, muhteşem bir bir kalkınma programı geliştirir, Türkiye’yi yeniden planlı kalkınma rotasına sokarız. Ama AKP hâlâ Türkiye’yi 65 milyar dolarlık borca sokup, inşaata, ranta, maceraya, birilerini zengin etmeye koşuyor. Sürekli dış ticaret açığı veren, sürekli dışardan finansman bulmak zorunda kalan kalan ülkeler eninde sonunda o finansman kaynağı kesilmiş ve büyük bir krizle karşı karşıya kalmışlardır. Zaten reel sektörün borcuna, hane halkının borcuna baktığımızda gereken krizin ne kadar ağır olacağını görüyoruz.”

BOĞAZLAR TEHLİKEYE GİRER

Emekli Büyükelçi Onur Öymen ise projenin uluslararası ve askeri sorunlarını şöyle değerlendirdi: “Montrö, uluslararası bir sözleşmedir. Oysa kanalla ilgili olarak şimdiye kadar böyle bir düzenlemeden söz edilmemiştir. Boğazdan geçiş, zorunlu olmayan kılavuz alma bedeli gibi bazı küçük ücretlerin dışında parasızdır. Fakat Kanal İstanbul’un paralı bir geçiş yolu olarak düşünüldüğü anlaşılmaktadır. Boğazdan geçişlerle ilgili bir uluslararası sözleşme olmasına rağmen, devletler kendi çıkarları gerektirdiği zaman sözleşmenin değiştirilmesini dahi gündeme getirmişlerdir. Böyle bir statüye sahip olmayan Kanal İstanbul’dan geçişlerle ilgili olarak ileride bu gibi zorlamaların olmayacağını düşünmek zordur. Trakya ile İstanbul, kanalın kazılmasından sonra, sadece köprülerle birbirine bağlanabilecektir. Bir savaş durumunda bu köprüler hasım ülkelerin hedefi olacaktır. Bu köprülerden bir kaçını imha edebilecek olan güçler, kanalı tamamen devre dışı bırakabilecek ve İstanbul ile Trakya arasındaki askeri ve sivil geçişi zorlaştırabilecektir. Kapsamlı olarak düşünülmeden alınabilecek kararlar, orta ve uzun vadede ülkemiz için sakıncalı durumlar yaratabilir.”

VATANA İHANET

Projenin çevresel boyutunu değerlendiren Çevre Planlamacı Mimar Osman Güdü de şu konulara dikkat çekti: “İstanbul’un su ihtiyaçlarını karşılayan Trakya ormanlarından İstanbul’u besleyen yeraltı su kaynaklarının tamamının önünü set şeklinde kesecek bir proje. İstanbul o su kaynaklarından beslenmeyecek. Kentin nüfusu 21 milyona geldi. Yeni yapılacak olan havalimanıyla bu kente 1.5 milyon daha nüfus eklenecek. Bu problemler varken, kenti besleyecek su havzalarının ve ana su havzalarını bıçak gibi kesecek proje. Amerika devletinin Karadeniz’e açılmaması için en büyük sigortamız Möntro Antlaşması. Sen bu anlaşmaya alternatif çıkarırsan birileri zil takıp oynayacak. Yap, işlet, devret modeliyle zaten Türkiye bağımsızlığını teslim etmiş. Türkiye’nin yeniden böyle projelere sokulması, abartmıyorum vatana ihanet. Ben bu projenin ısrar edilmesinin arkasında hin düşünceler olduğunu düşünüyorum. Bu mesele bizi felakete sürükleyecek, girişimlerin adımları olabilir.”


Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Çığşar kirazının hasadı başladı 'ABD IŞİD'i bitirmiyor, başka savaşlar için tahliye ediyor...' Devlet Tiyatroları perdelerini açıyor Denizden hareketsiz çıkarıldı, yaşama döndürüldü