Ana Sayfa
14 Nisan 2018 ( 96 izlenme )
Reklamlar

Karşınızda Atatürk’ün şampiyon kızları Eczacıbaşı

Voleybolda Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki 2 numaralı kupasını ülkemize getiren Eczacıbaşı VitrA Voleybol Takımı'nın altın kızlarıyla buluştuk. Vestel Venus Sultanlar Ligi'nde VakıfBank ile oynayacakları final serisi öncesi Avrupa şampiyonluğunu pasta keserek kutlayan Eczacıbaşı'nda, kaptan Büşra Kılıçlı ve takımın gözbebekleri Hande Baladin ile Simge Aköz SÖZCÜ'nün sorularını yanıtladı.

Karşınızda Atatürk’ün şampiyon kızları Eczacıbaşı

Türkiye'nin uluslararası arenada açık ara en başarılı olduğu branşta, voleybolda tarihi başarılara imza atan yarım asırlık dev bir kulüp… 2 yıl üst üste Dünya Kulüpler şampiyonu olarak Türkiye’ye unutulmayacak bir gurur yaşatan ve bu yıl da Avrupa Kupası’nı ülkemize getirerek muhteşem bir zafere daha imza atan Eczacıbaşı Vitra, ya da herkesin onlara uygun gördüğü isimle Atatürk’ün Kızları…

Çağdaş ve modern kadının spordaki karşılığı olan Eczacıbaşı’nın şampiyon kızlarıyla bir araya geldik. Hepsinin yüzünde Türkiye’ye Avrupa’dan kupa getirmenin haklı gururu vardı. Dünya karmasını aratmayan kadrosunu altyapıdan yetiştirdiği genç yıldızlarla süsleyen takımda dev bir motivasyon ve kenetlenme var. Yeni hedef Türkiye şampiyonluğu…

Eczacıbaşı VitrA'nın altyapısından yetişen 1997 doğumlu Hande Baladin hem Milli Takım’ın hem de turuncu beyazlıların en popüler isimlerinden biri. 1.89 boyundaki genç smaçörün daha şimdiden 1 Dünya, 1 Avrupa şampiyonluğu oldu.

”ÇOĞU SPORCUNUN HAYALİNİ BAŞARDIM”

Ben voleybola başladığımda Eczacıbaşı gibi bir kulüpte oynayacağımı hiç düşünmemiştim. Bir hobi olarak başlamıştım İzmir’de. Sonra buraya transferim gerçekleştiğinde bunu profesyonel anlamda yürütebileceğimi düşündüm ve bu yol üzerinde çalışmalarıma devam ettim. Çok mutluyum erken yaşta böyle başarılar elde ettiğim için… Çoğu sporcunun hayalini başardım. Umarım spor hayatımın geri kalanında bu başarıları katlayabilirim.

”ECZACIBAŞI BENİM İÇİN BÜYÜK ŞANS OLDU”

Her altyapıda oynayan oyuncu bu seviyelere gelemiyor. Bunun en büyük etkeni çalışmak. Eczacıbaşı gibi bir kulüpte oynama fırsatı benim için büyük bir şans. İzmir Büyükşehir Belediye’de devam etseydim belki bu kadar iyi yerlere gelemeyebilirdim. Her yerde altyapılar aynı olmuyor. Çalışma temposu, antrenörlerin kalitesi değişebiliyor. Böyle büyük bir kulüpte bu şansı bulduğum için çok mutluyum. Altyapıdaki oyunculara tavsiyem sadece çalışmak. Ellerinden gelenin en iyisini yapmak, her gün kendi performanslarının üzerine koyarak çalışmak onları en iyi seviyeye ulaştıracağına inanıyorum.

”NAZAR BONCUKLU KOLYE VE TOKALAR UĞURUM”

Bir maçta iyi oynadıysam diğer maçta da aynı tokalarla çıkmaya çalışıyorum. Uğur getiren bir kolyem var nazar boncuklu, onun dışında yıllardır aynı saç modelini yapıyorum. Bazen örüyorum bazen de kenardan topluyorum. Saçımızı makyajımızı yaparken müzik açıyoruz, sevdiğimiz şarkıları dinleyerek maça hazırlanıyoruz. İspanyolca şarkıları çok seviyorum, onları dinliyorum genelde.

‘İZNİMİZ VAR MI YOK MU ANLAMIYORUZ”

Maç ve antrenman dışında kendimize ayırabileceğimiz vaktimiz pek olmuyor. Genelde her gün çift antrenman yapıyoruz. Haftada bir ya da iki haftada bir tek boş günümüz oluyor. O günlerde de özel bakımımızı ve yapamadığımız işleri halletmeye çalışıyoruz. Masajımıza gidiyoruz, 1 gün olduğu için izin o şekilde bitiyor. İznimiz var mıydı yokmuydu pek anlamıyoruz yani.

”POPÜLERLİK BENİ DEĞİŞTİRMEDİ”

Popüler olmak hayatımızı pek etkilemedi. Neslihan abla kadar ya da takım arkadaşım Jordan kadar popüler değilim ama bir takipçi kitlem var. Mutlu oluyoruz onların bizi takip etmesinden, güzel mesajlar atmasından, kötü günlerimizde destek olmaları bizi mutlu ediyor ama hayatımda pek bir şey değiştirmedi popülerlik.

”FISTIK EZMESİ, ALMAN EKMEĞİ VE MUZ”

Yemek yapmayı bilmiyorum. Çünkü ailemle yaşıyorum ve pek fırsatım olmuyor bunun için. Yapılanı yemek benim işim oluyor. Maçlardan önce gaz yapacak şeyler yememeye dikkat ediyoruz zaten diyet listemiz var. Diyetisyenlerimizin verdiği programı uyguluyoruz. Herkes hemen hemen aynı şeyleri yiyor. Fıstık ezmesi, Alman ekmeği, muz ve kahve.

”İDOLÜM MAJA POLJAK”

Eski takım arkadaşım Maja Poljak benim idolümdü. Onunla da aynı sezon birlikte forma giyme şansı buldum. İdolümle aynı takımda oynayabilmek benim için büyük bir şans. Forması da var bende.

”FUTBOLDA ŞAMPİYONLUK YARIŞI GALATASARAY-BEŞİKTAŞ ARASINDA GEÇER”

Futbolu takip etmeyi seviyorum. Beşiktaşlıyım. Basketbol da izliyorum. Futbolla aram daha iyi. İngiltere Premier Lig, Bundesliga, La Liga, Şampiyonlar Ligi’ni de izliyorum. Gidebildiğim maçlara da gidiyorum. Şampiyonluk Galatasaray ile Beşiktaş arasında geçecek gibi duruyor.

Eczacıbaşı’nın son 15 yılda kazandığı bütün kupaların altında onun da imzası var. Takımın en tecrübeli isimlerinden ve kaptanlarından Büşra Kılıçlı Türkiye’de futbola ve futbolcuya gösterilen ilginin arka planında olmaktan yakındı.

”ERKEKLERDEN DAHA BAŞARILIYIZ, İLGİ GÖRMÜYORUZ”

Kadın sporları, erkek sporları kadar ilgi çekmiyor. Bunun değişeceğini düşünmüyorum çünkü futbol dünyada artık çok popüler bir spor. Kadınların branşlarının aldığı başarı erkek branşlarına ve futbola göre daha fazla. Gereken ilgiyi görmüyoruz. Görmek istiyoruz.

”ANTRENMANDA SU FIRLATILINCA SAYFALARCA HABER OLUYOR!”

Ve her sene katıldığı turnuvalardan belli bir ödülle dönüyor. Diğer branşlara baktığımız zaman özellikle futbola, bence çok fazla ilgi var… İlgi olmasın demiyorum ama bize çok az ilgi var. Yani bizim bir şampiyonluğumuz çok çabuk unutulurken ve belki çok duyulmazken, futbolcuların bir antrenmanında biri diğerine su fırlattığı zaman sayfalarca haber oluyor. O olmasın demiyorum ama biz çabuk unutuluyoruz.

”FUTBOL TAKIMI GRUPTAN ÇIKTIĞI ZAMAN ACAYİP OLAYLAR OLUYOR”

Biz iki kere dünya şampiyonu olduk, döndük Avrupa şampiyonu olduk. Bize dediler ki; ‘Eee onu hep oluyorsunuz başka ne var?’ Başka ülkelerde de insanlar böyle mi bilmiyorum ama herhalde bir süre sonra birazcık açgözlülük oluyor. Nedense çok fazla veremiyoruz onu daha fazlası yok bir sonrası Olimpiyat, ona da 2012’de ilk kez katıldık. Evet bir madalya ile dönemedik ama bir başarı olarak sayılıyordu. Futbol takımı gruptan çıktığı zaman acayip olaylar oluyor ama biz Olimpiyat’a katılmaya hak kazanıp orada oynayıp geri döndüğümüzde ‘ee başka yok mu?’ diyorlar. Buradaki haksızlık gözardı edebilecek gibi değil. Bu beni üzüyor açıkçası çünkü çok kıymet bilinmiyor.

”TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLUYOR”

Atatürk’ün Kızları unvanını ilk duyduğumuzda ve hatta şuan bile tüylerim diken diken oldu. Çok gurur verici. Hatta keşke Filenin Sultanları yerine Atatürk’ün Kızları dense… Bu şekilde hitap edilmesi gerçekten gurur verici. Başarılarımızla da Atatürk’ün Kızları olarak platforma çıkmak gerçekten çok güzel.

”2 YIL ÜST ÜSTE DÜNYA KUPASI UNUTULMAZDI”

Eczacıbaşı’nın hemen hemen oynadığı ve savaştığı, son 15 yılda elde ettiği bütün kupalarda ben de vardım. Her kupa çok değerli ama 2 kere üst üste Dünya Şampiyonu olmak bence unutulmazlardan biriydi.

”TOTEM VE UĞURLARDAN KURTULDUM”

Uğur ve totem konusunda önceden daha takıntılıydım. Ama bu beni biraz rahatsız etmeye başladı. Totem ve uğurun beni rahatlatan değil, bir süre sonra tam tersi strese sokan şeyler olduğunu fark ettim. Çünkü maça hazırlanırken bir süreç var ve sürekli değişken bir ortam var. Onu bir kaçırdığım zaman artık psikolojik olarak kendimi kötü hissetmeye başlıyordum. Özellikle bu sezonun başında bunlardan kurtulup tamamen akışına bırakıyorum. Ama bir ritüel olarak, bir sıralama olarak hazırlanma tarzım tabi ki herkes gibi benim de var.

”KULAKLIĞI TAKIP KAFAMDA MAÇI YAŞARIM”

Genelde maçlardan önce herkes çok mu streslisin, biraz gülümse falan der ama ben biraz kendi kendime kalıp o sahaya çıkana kadar, kulaklığımı takarım muhtemelen biraz asabi bir suratla biraz yalnız kalıp kendi kafamda maçı yaşayıp kendi kendime düşünmeyi seviyorum. Maç temposunda dinlediğim bir listem var. Daha çok Foo Fighters’ın şarkıları ağırlıklı.

”AİLELER BAŞARI ARTTIKÇA ÖZENDİRİYOR”

Ailem büyük bir fedakarlık yaptı benim için. 13 yaşında Kocaeli Değirmendere’den geldim Eczacıbaşına. 1999 yılındaki depremi yaşadıktan 2-3 sonra ki çok ciddi bir deprem geçirmiştik… Aileden kopma gibi bir fikir yokken babam ve annem çok büyük bir cesaret örneği gösterip beni buraya gönderdiler. Ama şöyle bir şey vardı; burs, Eczacıbaşı’nın güvencesi buradaki ortamı ve insanlara verdiği güven… Ama genel olarak baktığım zaman özellikle son bir kaç senedir artan başarılarımızla birlikte aileler çocuklarının herhangi bir spora eğilimi olmasa bile özellikle kız çocuklarını ‘voleybol oyna, ablaların gibi ol’ diye özendirerek gerçekten çok daha fazla eğittiklerini görüyorum.

”AİLELERİN BAŞARI ODAKLI OLMAMASI GEREK”

Bu aslında Türkiye’deki kız çocukları için ve gelecek jenerasyon için çok önemli. Ailelerin kesinlikle başarı odaklı olmamaları lazım. Çocuk kaç yaşında olursa olsun özellikle erken yaşta başladığında fizik gelişimi için bu çok önemli. Çocuk takım sporu yapıyorsa bu voleybol olur, basketbol olur yüzme olur… Bir spor müsabakası ya da eğlenebileceği bir ortama girdiği zaman gerçekten sorumluluk almayı öğreniyor, planlamayı öğreniyor hayatını. Aileleri çocuğu mümkün olduğu kadar sporun, takımın ve arkadaşlarının yanında vakit geçirebilmesi için beslemeleri gerekiyor.

”EĞLENMEK İÇİN VOLEYBOLA BAŞLADIM”

Benim hiç voleybolcu olmak, belirli yerlere gelmek ve kupalar kazanmak gibi bir hayalim yoktu. Ben voleybola başladıktan sonra bunların farkına vardım. Daha doğrusu Eczacıbaşı’na geldikten sonra farkına vardım. Ben daha çok eğlenmek için, arkadaşlarımla bir arada olmak, bir organizasyonun içinde olmak için voleybola başladım. Sonra baktım yapabiliyorum ‘neden olmasın?’ dedim. Eczacıbaşı gibi bir fırsat çıktı önüme ve buraya geldikten sonra işin ciddiyetini farkettim. Ondan sonra da hayatım hep voleybol odaklı oldu ve başka işler düşünmeme zamanım kalmadı.

”ÇOK İYİ YEMEK YAPARIM…”

Gurur duyduğum şeylerden biridir, yemeği çok iyi yaparım. Sebzeyi daha çok tercih ediyorum ama şimdi sosyal medyada bir furya başladı sağlıklı tatlılar gibi. Genelde kızların isteği üzerine onlara şekersiz, unsuz tatlılar yapıp getiriyordum. Onlardan ve eşimden aldığım geri dönüş de güzel olduğu yönünde.

Kadın erkek eşitsizliği konusunda Türkiye’de görünen bir gerçek var ama günümüzde önceye kıyasla daha kötü değil durum. Şöyle bir gerçek var; elde edilen başarılara baktığınız zaman dünyada ve Avrupa’da, henüz Olimpiyatlar’da madalyamız olmasa da kadın voleybolu özellikle son 10 senede çok daha fazla başarı elde ediyor.

Takımın liberosu yani bel kemiği Simge Şebnem Aköz… 2 sezon önce imza attığı kulüpte her yıl bir büyük kupa kaldırdı.

”AGRESİFLİĞİM VE COŞKUM İÇİN BİR FIRSAT”

Libero oynamanın avantajlarına değinirsem, öncelik pozisyonum gereği konsantrasyon anlamında odaklanmam gereken 2 önemli nokta var, defans ve servis karşılama… Diğer oyunculara nazaran bu konsantrasyonu daha kolay muhafaza edebilirim. İkincisi liberodan en çok beklenen takım enerjisine diğer oyunculara kıyasla daha fazla katkıda bulunmasıdır ve bu tam da benim kendimi, agresifliğimi ve coşkumu yansıtmam için bir fırsat. Bu yüzden oldukça şanslı hissediyorum.

”SAYI ALMANIN VERDİĞİ HİS İÇİMDE UKTE”

Dezavantajlarına gelirsek, en çok içimde ukte kalan şey sayı almanın verdiği histir sanırım. Onun dışında her ne kadar iş tanımım defans ve servis karşılama olarak tanımlansa da oldukça risk taşıdığı anlar da olmuyor değil. Çünkü sizden her zaman belli bir standardın üzerinde olmanız bekleniyor. Futboldaki kaleci misali tek bir son dakika golü 90 dakikayı alıp götürüyor.

”VAKIFBANK’TAN ÇEKİNMİYORUZ UMARIM KUPAYI ALIRIZ”

Vakıfbank'tan çekinmemizi gerektirecek bir durum olduğunu düşünmüyorum çünkü iki takım da üst düzey bir oyun sergiliyor ve her daim karşılasacak olmamız kaçınılmaz bir son.  Sezon boyunca 3 kez karşılaştık ve 2 kez 3-0’lık galibiyetle ayrıldık sahadan. Bence Vakıfbank her şeyden önce tecrübeli ve defalarca final oynama tecrübesi yaşamış bir takım. Tabi ki bu saatten sonra ligde kazanılmış veya kaybedilmiş hiçbir maçın önemi yok. Önemli olan final serisinde elinden gelenin en iyisini ortaya koymak. Umarım emeklerimizin karşılığını alır, Türkiye Ligi kupasını da evimize getiririz.

”MİLLİ TAKIM İÇİN YATMADAN ÖNCE DUA EDERDİM”

İlk kez Milli Takım’a 26 yaşında çağrıldım ve çocukluğumda yatmadan önce bunun için ne kadar dua ettiğimi tahmin edemezsiniz. Milli duygular bir yana bir çocuğun hayalini 26 yaşında da olsa gerçekleştirmiş olmasının verdiği inanılmaz bir mutluluktu benim için. Umarım uzun yıllar, nice güzel başarılarda Milli Takım formasını terletirim.

”LA CASA DE PAPEL’i TAKİP EDİYORUM”’

Yabancı dizi olarak, Stranger Things ve La Casa De Papel’i takip ediyorum. Türk dizilerinden de İstanbullu Gelin ve Ufak Tefek Cinayetleri bayılarak izliyorum. Sosyal medyada çok aktif bir kullanıcı değilim, genellikle Instagram ile sınırlı kalıyor kullanımım.

sözcü

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Kocası CIA ajanı olan Amberin'den skandal tweet. Katliam gibi kaza! Ölü ve yaralılar var Bu Yüzden Kamer Genç Cilt bakımında yaptığınız 10 hata