Yazarlar
13 Aralık 2017 ( 199 izlenme )
Reklamlar

Kudüs’ü arkadan Özdil hançerledi

5 yıl önce kaybettiğimiz rahmetli kardeşim Nuh, Suudi hanedanlığına giden ilk müteşebbislerden idi. Suudi ülkesinde maruz kaldığı hadiseler, riyakâr davranışlar ve hukuksuzluklar onu çok üzmüş ve bezdirmişti. “Onlar Arap ise ben değilim ve Arap olan her şeyi reddediyorum” infiali içindeydi. Kendisine önce Arabi kelimesinin ne anlama geldiğini anlatmıştım. ‘Arrab kökeninden türetilen‘Arabi, rehber, öncü, mürşit, bilen, yön gösteren, tefsir eden, izah eden demektir. Bu hasletler ve vasıfları hak etmeniz için birikimli, ahlaklı, hikmet sahibi ve medeni olmanız şarttır.

Şeyh el-Ekber (en büyük Şeyh), hekim, toplum bilimci, İslam düşünürü, yazar ve şair Muhiddin Arabi ve hem anne hem de baba tarafından Suriyeli Arap olan Roma İmparatoru Philip The Arab (Arabi Filip, M.S. 244-249) Arap soyadını taşımaktan onur duymuşlardır. Türkistanlı Farabi (Nasr Muhammed b. Muhammed b. Tarhan b. Uzluğ el-Fârâbî et-Türkî; D. 872 F?r?b – Ö. 14 Aralık 950 ile 12 Ocak 951 arası Şam) gibi yüzlerce ilim insanı Türk, Kürt, Batı Avrupalı, Afrikalı Arapların hükmettiği ilim ve zenginlik coğrafyasında yaşamak için can atmışlardır. Avrupa, Asya ve Afrika isimleri Arabi’dir.

Bazıları bu tarihi hakikatlere burun kıvırtabilir. Ezber bozan bu ifadelerin bilimsel olmadığını sanabilir. Batı merkezli eğitimin yalan ve tahrifatlarıyla terbiye edilmiş zihniyetler söylediklerimize şaşırabilir. Bu tür davranışları yabani bulmayız. Onlarca yıldır beyinlere şırınga edilen ve mutlak doğru olarak telakki edilen birçok konuyu sorgulamak kolay değil. Bir taraftan Hz. Muhammed’in ‘benden değildir’ dediği ‘Urbani’ler (Arabi olmaya çalışanlar, medeniyet yani Medine yani kent hayatı dışında yaşam sürdüren mobil kabileler, yerleşik olmadığından eğitim, ilim ve bilim ile uğraşma vakti olmayanlar, bedeviler, yaşamlarını üreterek-ticaret yaparak değil talan ve yağma ile kazananlar, henüz şehir medeniyetine yeni girenler-Urban terimi İngilizce’de bugün bile şehirleşme olarak kullanılır-) ile ‘Arabi (her ikisinin Arapça telaffuzu yakın olduğu için) terimlerini bilerek veyahut bilmeyerek birbirlerine karıştıranlar.

KİM BU KALEMŞÖRLER?

Medya üzerinden Türk toplumuna algı operasyonu çekenler bu iş için özellikle piyasada “Atatürkçü ve Türkçü”olarak isim yapmış kalemşorları çok etkili kullanıyor. “Türkleri arkadan Araplar hançerledi” ifadesi fitnenin en kadim tohumudur. Sayın Yılmaz Özdil özellikle Atatürkçü-laik kesim arasında sevilen, yazıları beğenilen, çok okunan bir yazarımız. Ancak her konuya maydanoz olmak gibi kötü bir huyu var. Önce Suriye üzerine ahkâm kesmek istedi çuvalladı. Emekli diplomat Şükrü Elekdağ’ın Suriye üzerine düşüncelerinden istifade eden abisi Uğur Dündar kadar olamadı. Ders aldı bir daha ihtisası olmayan bu konulara girmedi. Tam öyle olduğunu sanmışken Sayın Özdil “Kudüs” yazısıyla yeniden halt etti.

“Türkleri arkadan Araplar hançerledi” ifadesini temcit pilavı gibi ısıttı sofraya sürdü ve mide bulandırdı. Sayın Özdil, varsayalım ki bu kadar birikimli ve akıllı olmanıza rağmen, Araplarla Osmanlı idaresine baş kaldıran Urban olan Suudi Vahhabiler ile Arabi arasındaki farkı ayırt edemiyorsunuz. Varsayalım ki, Çanakkale direnişinde ve bağımsızlık savaşında Anadolu ve bölge için can veren, kanı Türki, Kürdi ile karışan Arabileri görmek istemiyorsunuz. Varsayalım ki sürekli iktibas ettiğiniz Mustafa Kemal’in Arabi için övgü dolu sözlerini Suriyeliler hakkında yazdığı ‘Fransızlar onlardan medeniyet öğrensin’ ifadelerini okumadınız.

Varsayalım ki Osmanlı idaresine karşı İngiliz, Fransız, Çarlık Rus, Amerikalı ve Siyonist Yahudilerin kumpasları, şantajları ve arkadan hançerlemeleri hatırlamadınız. Varsayalım ki, Filistin, Sina Çölü ve Nil deltasında Osmanlıya saldıran İngiliz Siyonist Rothshild’in Yahudi lejyonerlerini bilmiyorsunuz. Varsayalım ki Arabilerin hem Osmanlı hem de Fransız, İngiliz ve Siyonist Yahudilere karşı bağımsızlık için savaştığını okumadınız. Varsayalım ki Arabi diyarında görev ifa etmiş Türk subayların hatıratlarında Osmanlının Arabi diyarını sömürmekten, ağır vergilere tabi tutmaktan, evlatlarını askere almaktan, rüşvet dişlileri arasında öğütülmekten, kanunsuzluk ve yolsuzluktan bunaldığını anlatan hatıralarına cühelasınız.

HAVA VE SU GİBİ MUHTACIZ

Peki o zaman şunları soralım; Filistin toprağını satmam diyen Kudüs’ü peşkeş çekmem diyen Sultan Abdülhamid’i tahtından Araplar mı uzaklaştırdı? Türkçülük akımına ve milliyetçi davaya benzer Arabizm ve Arap milliyetçiliğin zuhur etmesi anormal midir? Osmanlı, Almanya ile işbirliği yaparken, komuta kademesini Almanlara terk ederken ve Kudüs düşünce Müslüman hâkimiyetinden kurtuldu diye müttefik Almanya ve Avusturya kentleri bayram ederken varsayalım ki Arabi’nin İngiliz ve Fransız ile iş birliği yapması anormal midir? Vicdanlı Dünya Kudüs için Filistin için ayağa kalkmışken, en çok vicdanlı olması gereken siz Sayın Özdil, Arabi, Türki, Kürdi, Farisi ve Ermeni’yi sürekli arkadan hançerleyen Siyonist İsrail’i aklayan ve Türkleri Arabiye dayanışmasını esirgesin diye kaleme aldığınız yazınız ile Kudüs’ü arkadan hançerlemiş olmuyor musunuz?

İstiklal marşının üstadı Mehmet Akif Ersoy’un ifadesiyle “birbirlerine hava ve su gibi muhtaç olan” Türklerle Arapların kardeşliğidir. Onlara inat bu kardeşliği ve beraberliği yaşatmalıyız. Arabi olana düşman olanlar her şey olabilir ama Türk olamaz.


Irak'lı Prenses: Atatürk bizim de liderimiz


Sanki ABD'nin SÖZCÜ'sü...



Mehmet Yuva
Aydınlık


Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Tayyip giderse FETÖ ve PKK ne olacak? Sabiha Gökçenlerin CHP’sinden Oya Baydarların ‘CHP’sine 'Temas muhakkak' Emperyalizmin terörle dansı: IŞİD İsrail'in, PKK ABD'nin emrinde