Bilim
17 Kasım 2017 ( 81 izlenme )
Reklamlar

’Kurgandakiler Türk-Altay göçerleri’

İstanbul Beşiktaş’taki metro kazı çalışmasında bulunan 35 kurgan mezar yeni bir tartışma başlattı


Ufuk AKKAYA

O mezardakiler Türk mü, değil mi? Aydınlık’a konuşan arkeoloji uzmanı Prof. Dr. Semih Güneri, ‘Türk değil’ iddialarına yanıt verdi

İstanbul’da bulunan kurgan mezarlar çok tartışılıyor. Kurgan nedir? İstanbul’da kurgan mezar bulunması ne anlama geliyor?

Ölü gömülür, üzeri taşla, toprakla, molozla yükseltilir. Sadece o yükselti bölüme kurgan diyoruz. Anıtsallık kazandırmak amaçlanmıştır. Muhtemelen Türkçe kökenli bir sözcük olan kurgan yani “korugan”, altındaki şeyi koruyan anlamına geliyor. Her üstü yükseltilene kurgan diyemeyiz. Örneğin tümülüse kurgan diyemeyiz. Çünkü kurgan, göçebe kültürler arkeolojisine ait bir terimdir. Göçebe kültür varsa kurgan olur. Yerleşik kültürün kurganı olmaz. Olursa ona Tümülüs denir. Tümülüs ile kurgan arasında yapısal ilişkiler olabilir. Kültürel ilişkiler yoktur. Kurganın İstanbul bölgesinde ya da Karadeniz bölgesinde var olması çok şaşırtıcı değil. Çünkü Güney Rusya göçebe kültür bölgesidir. Step kuşağının en canlı bölümünü oluşturuyor.

İSTANBUL BOZKIR KUŞAĞINIDA’

Anlaşılan o ki bozkır halkları kurganlarını kuracak kadar Türkiye’ye yaklaştılar. Bu normal. Çünkü bu türde işaretler sadece İstanbul kurganlarıyla sınırlı değil. Bozkır kültürlerinin en erken çağlardan beri Kafkasya üzerinden Türkiye’ye girdiğini kaydediyoruz. Sadece Türkiye’ye değil aynı zamanda bütün Yakın Doğu, bozkır kültürü hareketlerinin hedefinde oldu. Ticari aktivite ya da etnik göçler. Her ikisi de. “Bozkır kuşağı” diye tanımladığımız coğrafya Ukrayna’dan başlar, Pekin’e kadar uzanır. Bozkır kuşağının hemen dibindedir İstanbul. Bu alanda tarih boyunca göçler var.

Bu mezardakiler kim? Türkler mi var mezarın içinde? Türk ise neye göre Türk?

Ben de şöyle sorayım Türk olsa ne olur olmasa ne olur? Kime ne fark eder? Kimin derdi tasası Türk müdür, değil midir? Türk tarihine ilişkin böyle konular ansızın karşımıza çıkınca insanlar panik yapıyorlar. Bilen bilmeyen ortaya fikir atıyor. Türkiye’de ‘Avrasya Türk arkeolojisi araştırmaları’ diye bir şey yok. Türklerin arkeolojik kültürü konusunda yapılan bir şey yok.

İskitlerin veya bölgedeki Tunç Çağı bozkır halkları Türk müdür, değil midir diye son bir iki hafta içinde çok şey söylendi. Şimdi ben söyleyeyim, bozkır halkları Altay kökenli halklardır. Bu halkların bir kısmının nece konuştuğunu biliyoruz. Konuşulan dil Asyalıdır. Konunun detaylarını Türk-Altay Kuramı kitabında herkes görecek. İstanbul bölgesinin bilinen en eski halkları Traklarmış. Böyle söylendi sağda solda. Nereden geliyor bu bilgi? Herodot tarihinden. Yani MÖ 5. yüzyılda yaşamış bir tarih kayıtçısından. İstanbul kurganlarının MÖ 2. binlere tarihlendirildiği söyleniyor. Herodot’tan 1000 yıl öncesinden söz ediyoruz. Diyelim ki İstanbul kurganları Trakların. Bu halkların nece konuştuğunu ne biliyorsunuz? Açıkça bu adamlar Hint Avrupalı denemiyor. Denemez. Bunun iki nedeni var. İlki bilgisizliktir yani cahillik, ikincisi kimin Hint Avrupalı olduğu konusu, bunun tam ortasında bulunan araştırmacılarca dahi aydınlatılamamış bir önemli sorundur.

Reklamdan sonra devam ediyor 

İSKİT KURGANI GÖRMEYENLER KONUŞUYOR’

Prof. Dr. Şevket Dönmez, “Bu mezarlıklar Türk mezarı değil. Türklerde ceset yakma geleneği yok. Bundan 3 bin yıl öncesinde Türk adı bile yoktu” diyor.

Uzaktan bile bir göçebe kültürün kurganını görmemiş, onu kazmamış birinin kurgan uzmanı olması ve bu kadar büyük laflar etmesi sakıncalıdır. Ayıptır da. Bir akademisyen bilmediği ve tamamen özel bir konuda nasıl bilmiş bilmiş laf eder anlamıyorum. Bu kişi bir önceki yazısında İstanbul kurganlarının Türklere ait olduğunu söyledi. Bu olacak şey değil. Açıklama sadece kendisini bağlasa iyi. Öğrencilerini de ilgilendiriyor. Konuyu bilmek için aktif olarak görev almak lazım. Literatür takip etmek lazım. Örneğin o kurganların Türklerle ilgisi yoktur, veya ilk söylediği gibi onlar Türk kurganlarıdır diye bir laf etmek dernek lokallerine özgü bir söylem olur. Belki olabilir dersiniz ya da olmayabilir. Çünkü biz bunları bugün burada konuşurken dünyanın bir başka yerinde belki de birileri İskitlerin Türk olup olmadığı ile ilgili bir takım hipotezler ortaya atmış bile olabilir. Böyle bir çalışma yapıldı da. Önümüzdeki günlerde çıkacak Türk-Altay Kuramı kitabında bu konu işlendi. Türk-Altay Kuramı’na göre Türklerin Altay Yenisey Lena bölgesinden çıkan dört ana göçü var. 3. Dalga Karasuk göçleridir. Son Tunç Erken Demir Çağa tekabül eder. Bu göçler Lena Yenisey Altay bölgesinden doğu da Çin’e Tibet’e kadar, güneyde Hindistan’a kadar gider. Batı’da da yakın Doğu’ya kadar uzanır. Karadeniz’e kadar da giden bir göç dalgası var. Bu tarih bizim İstanbul kurgan bulgularıyla örtüşüyor.

TÜRK ALTAY DİLİNİ KULLANAN HALKLAR’

İstanbul kurganları için ben “Türklere aittir” demiyorum ama olabilir diyorum. Kuzey Asya’dan gelen halkların dili Türk-Altaycadır. İstanbul kurganlarının sahiplerinin de konuştukları dil bu olabilir. Bunun olmaması için teorik düzlemde bir neden yok. Bunu çürütemezsiniz de. Ancak yeni arkeolojik belgeler bunu değiştirebilir. Karşı çıkıyorsanız bu halklara Hint-Avrupalı da diyebilirsiniz. Bunun tartışması olabilir. Ama imalı laflarla, konu geçiştirilmek, önemsizleştirilmek isteniyor. Bu yanlış. Bunun da tek nedeni bilgi eksikliğidir.

TÜRKLERDE ÖLÜ YAKMA VARDIR’

Bu kurgan halklarının şu ya da bu etnik yapıya sahip olduğunu düşünebiliriz. Bizim Türk-Altay kuramına göre Son Tunç Erken Demir Çağı bozkır halklarının Altay kökenli halklar olduğunu ileri sürüyoruz. Kaldı ki burada hoker tipi gömme var. Yani büzülmüş yan tarafına yatırılmış şekilde. Doğrudan Türk-Altay gömme stilidir bu. Hint Avrupalı diye tanımlanan halkların ölü gömme biçimi supin flex gömme tarzıdır. Hoker değil. Türk-Altay kültürün ise en yaygın olan gömme hoker gömmedir. Türklerde ölü yakma geleneği yok demek için cahil olmak lazım. Türklerde kremasyon var ama bunun bir sınırı var. Örneğin ölü yakma MÖ 1500’lerde yaygın olarak Urallarda görülür. Buradaki gömmeler hoker biçimindedir. Klasik Türk Dönemi’nde de ölü yakma, kremasyon, uygulaması yaygındır. Bunun tersini inançla ifade eden hocalara tavsiyem şudur: “Biraz literatür takip edin de öyle konuşun. Öğrencilerinize yanlış bilgiler veriyorsunuz.”

HİNT-AVRUPALI MI O ZAMAN?’

Peki, Türk değilse nedir? Türk değil diyorsanız bildiğiniz bir şey vardır yani nedir o zaman? Türk değilse Hint-Avrupalıdır. Ortada “Trak” diye bir tespit de var. Peki, Trak nedir? Birileri onlara Trak diyebilir. Herodot tarihinden 1000 yıl önceki durumu nasıl tanımlayabiliyorsunuz? Trak diye tanımlanmış bir etno-kültürel yapı yoktur. “Trakça konuşuyordu” diyebileceğimiz bir Son Tunç-Erken Demir Çağı kültürel oluşumu da yoktur. Eğer Hint-Avrupalı halklardan bahsediliyorsa bu açıkça ifade edilmelidir. Bin yıl sonraki kırık-dökük tanımlamalara dayanarak mı tanımlayacağız bu halkları. İskit öncesi bu göçebe halkların İskit ile de Kimmer ile de etno-kültürel bağlantıları vardır. Ve her iki Demir Çağı göçebe kültürünün de kaynağı Altaylardır. Bunu bilebilmek için son on iki yıl içinde Altaylar kültür coğrafyasında yapılan Tagar-İskit-Pazırık dönemi kazılarının sonuçlarının okunması lazım. Uzman olmadan Avrasya arkeolojisine girmek bir akademisyen için risktir. Göçebe kültürler coğrafyasında çalışmadan nasıl kurgan uzmanı olunduğunu da bu arkadaşların bizlere bir anlatması lazım.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Whatsapp'ta birini engelleseniz de aşılıyor! Yolunu öğrenince şaşıracaksınız Çin, saatte 4 bin kilometre hız yapacak tren için çalışıyor 10 gizli WhatsApp hilesi İnsansı robot: Sanbot