Yazarlar
31 Aralık 2017 ( 92 izlenme )
Reklamlar

Liberal 'solun' emperyalizmi tercih etme kepazeliği

Baştan belirtelim. Dünyanın her yerinde, her kara parçasında, halkın geçim sıkıntısından dolayı hükümeti eleştirmesi ve bu nedenle de sokak gösterileri yapması en doğal hakkıdır.

İran halkı işsizlik, yükselen enflasyon ve bazı yolsuzluk iddiaları gibi nedenlerden dolayı hükümete karşı gösterilere başladı. Her ekonomik nedenli toplumsal muhalefet, politikleşme olasılığını bağrında taşır. İran’daki gösteriler de hükümet ve rejim karşıtı eylemlere dönüştü. Buraya kadar hiçbir sorun yok, İran halkının ve emekçilerinin gelir adaletsizliğine ve yolsuzluğa karşı başlattığı eylemler analarının ak sütü gibi helaldir.

***

Eylemler başladıktan bir süre sonra ABD sözcüsü, İran’daki rejim karşıtı eylemleri desteklerini ilan etti. Yetmedi, ABD Başkanı Trump da bir açıklama yaparak, eylemleri desteklediklerini söyledi.

Komşudaki gelişmeler ülkemizde de merakla izleniyor. Meseleye ilişkin Türk kamuoyunda tartışmalar sürüyor, özellikle de sosyal medyada… ABD’nin eylemleri açıkça desteklemesinin ardından ise tartışmanın mahiyeti yeni bir boyut kazandı. ABD saldırganlığını ve komploculuğunu yakından tanıyan Türk halkı, ABD’nin eylemleri desteklemesinden duyduğu kuşkuyu dile getirdi.

Ancak…

Tam da bu sırada sahneye yetmez ama evetçi, sol maskeli, Batıcı ve HDP’ci liberal koro fırladı ve hep birlikte “ne emperyalizm oyunu ya, komplo bunlar, ulusalcı zırvalar” gürültüsünü kopardı. Tabii, bazıları daha da ileri gitti, hem de “Marksist” bir kimlikle… Haykırdı:

Amerikan oyunu olsa bile emperyalizmi ortaçağ barbarlığına tercih ederim.

***

Dünya bir asrı aşkındır emperyalizm çağında yaşıyor. Bir avuç gelişmiş kapitalist-hegemonyacı devlet dünyayı kendi aralarında paylaşıyor ve sömürüyor.

Ekim Devrimi’nin önderi Lenin, 97 yıl önce emperyalizmi şöyle tarif ediyor:

Emperyalizmin ayırdedici özelliği, bütün dünyanın, gördüğümüz gibi şu anda büyük sayıda ezilen halklara muazzam servetleri ve büyük askeri gücü elinde bulunduran küçük sayıda ezen halklara bölünmüş olmasıdır. Dünya nüfusunun aşağıyukarı yüzde-yetmişi, ya doğrudan doğruya sömürge bağımlılığı düzenine bağımlı kılınmış, ya İran, Türkiye, Çin gibi yarı-sömürge durumunda olan, ya da büyük bir emperyalist gücün ordusuna yenilerek bir barış anlaşması gereğince bağımlı tutulan ezilen halklardandır.(1)

Lenin’in saptaması, üzerinden bir asır geçmesine rağmen hala canlı ve fazlasıyla geçerli. Çünkü emperyalist barbarlık dünyayı sömürmeye ve baskı altında tutmaya devam ediyor.

ABD ikinci emperyalist savaştan beri, emperyalist Batı kampının şefi durumda.

ABD emperyalist barbarlığı NATO ile kurumsallaştırdı. Yarım asrı aşkın bir süredir yüzlerce hükümet darbesi tezgahladı ve onlarca ülkeyi işgal etti. Özellikle Sovyetler Birliği(SB) yıkıldıktan sonra, ABD hedef olarak Ortadoğu’yu belirledi. Ortadoğu’ya müdahale etmek için ise geçmişte “komünizme” karşı beslediği İslamcı terörü bahane etti. Afganistan’ı, Irak’ı, Libya’yı ve Suriye’yi kana buladı ve hala kana bulamaya devam ediyor.

ABD için İran’ın özel bir önemi var. Çünkü 1979’da iktidarı ele alan Mollalar, İran’daki ABD varlığını sonlandırdı. Yani İran, ABD’nin SB’ye karşı desteklediği Selefi/Vahabi İslamcılar gibi ABD’nin kuklası konumunda değildi. Tam tersine, İran, ABD hegemonyasına karşı boyun eğmiyordu. Bütün bu nedenlerden dolayı İran, 38 yıldır emperyalist ABD’nin hedef tahtasındadır.

***

Reklamdan sonra devam ediyor 

Türk solunun 12 Eylül Amerikancı faşist darbesi karşısında ağır bir yenilgi alması, Türk solu içerisindeki bazı kesimleri dünya gerçekliğinden kopardı.

Bu kesimlerce;

“Demokrasi” ve “insan hakları” kavramları kategorik ve dogmatik“gerçekler” haline getirildi.

Asker ve devlet düşmanlığı kutsandı. Devlet düşmanı bütün girişimler alkışlandı.

Stalin ve Jakobenizm düşmanlığı üzerinden devrimci davadan vazgeçildi.

Devrimci parti yerine, Helsinki Yurttaşlar Derneği kuruldu.

Emekçi halktan uzaklaşıldı, yeni “yaşam alanları” yaratıldı.

Bir süre sonra emperyalistlerin Türkiye karşıtı bütün eylemleri savunulmaya başlandı ve emperyalistlere karşı çıkan yurtsever solcular ise“faşist” ilan edildi.

İşte bu işleri yapanlar “sol” görünümlü yeni liberallerdi.

Serüvenlerine emperyalizm gerçekliğini görmezden gelerek başladılar. Meselenin anlaşılması için “sol” görünümlü liberallerin ağababalarından olan ve “Memleketi bir kadın memesine satmasıyla” ünlü Ahmet Altan’ın 21 yıl önce ettiği sözlere bir bakalım:

Bundan 20 yıl önce “kahrolsun” diye bağırdığımız Amerika şimdi “Türkiye demokrasiye geçsin” diye baskı yapıyor. Şimdi Amerika’ya neden karşı olacağım.(2)

Bugün İran’daki gelişmeler karşısında “İslamcılara karşı emperyalistleri tercih ederim” telakkisiyle yaklaşanların ideolojik ataları sosyalizm davasının öncüleri değil, vatansızlığı övünç kaynağı olarak gören “sol” liberallerdir.

Örneğin; Ekim Devrimi’nin önderi Lenin, emperyalistlere karşı Afgan şahını desteklemekten dahi çekinmedi.

Zaten mesele İran da değil, “Amerikan oyunu olsa bile emperyalizmi ortaçağ barbarlığına tercih ederim” diyen telakki, Türkiye’ye yapılacak olası emperyalist müdahale koşullarında nasıl tutum alacağını da beyanetmiş oldu.

Bu ibretlik tutum patolojik bir vaka olsa da, “sol” görünümlü vatansız liberallerin ifşa olması açısından azımsanmayacak bir gelişmedir.

Neyse ki bu vatansız "solcular" ülkemizde azınlık durumda...

Türk halkı ve devrimcileri, emperyalist barbarlığa boyun eğmeyen İran halkının ve devletinin yanındadır.

(1) Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı, Lenin, Sol Yayınları, Çeviri: Muzaffer Erdost,sy.192, 8. Baskı, Kasım 1992, Ankara

(2) Aktüel Dergisi, 1 Şubat 1996

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Suay Karaman: ADALET VE ALÇAKLIK Cive Pakistan, Cive Avrasya İyi Parti’nin kötü amaçları 2 Hoş gelişler ola!