Ana Sayfa
30 Ekim 2017 ( 21 izlenme )
Reklamlar

Nihat Genç’ten Odatv ve Ali Türkşen’e çok sert eleştiri

Yazar Nihat Genç, Meral Akşener liderliğindeki İyi Parti kurucularından emekli Albay Ali Türkşen’e, parti programındaki “NATO’ya bağlılık” ve “Eşit yurttaşlık” ifadeleri nedeniyle eleştirilerde bulunmuştu.

Ulusal Kanal’daki “Nihat Genç ile veryansın” programında konuşan Genç, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Ali Türkşen çıkmış diyor ki ‘Bu partinin arkasında ABD var diyenlere…’ diyor sayıyor. Kimse ‘Bu partinin arkasında ABD var’ demiyor. Kendisi yazıyor. Parti programına ‘NATO’ya bağlıyız’ diye yazmış. Kendin yazmışsın, ben iddia etmiyorum. Bu kadar aptallık olur mu? Parti mi kuracaksınız, ne yaparsanız yapın bana ne! NATO’ya bağlılık FETÖ’ye bağlılıktır. PKK’nın FETÖ’nün kucağına oturduktan sonra ne millilik kalır ne birşey!”

Konuşmanın tamamı için tıklayın

Ali Türkşen bu sözlere Genç’in de yazarı olduğu Odatv’den yanıt verdi.

Türkşen özetle Nihat Genç’i “Doğu Perinçek Beyefendi gibi eksik bilgiyle yanlış değerlendirme yapmakla” suçladı ve partinin kuruluşuyla ilgili evrakları imzalarken ‘eşit vatandaşlık’ ifadesini içeren paragrafın çıkarıldığını iddia etti. Türkşen devamında, “NATO ile ilgili iki paragrafı nasıl yorumlayacağın sana kalmış. Sen orada yazanları, ‘NATO’ya bağlılık, FETÖ’ye bağlılıktır’ diye algılıyorsan, senin bileceğin iş. Ama ‘Özellikle kondu’ diyeceksen, orada da kimseye haksızlık etmemeni rica etmek hakkımızdır diye düşünüyorum Nihat abi” ifadelerini kullandı.

GENÇ’TEN ODATV’YE AYRILIK SİNYALİ

Türkşen’in bu ifadelerine ve Odatv’nin tutumuna Genç’ten sert yanıt geldi.

Yazısına “Odatv, bir yazarı olarak kaldıramayacağım ‘etik’ hatalar yapıyor. Belki de yolun sonu görünüyor” diye başlayan Genç, “Ali Türkşen’in Nihat Genç’e karşı yazısında üstelik suçüstü yakalanmış yeni partisini yıkayıp yağlamasına bir vesile yapmasını ve Odatv’nin bu yıkama yağlamaya yazısını düzelttirmeden izin vermesini ‘tiksindirici’ buluyorum” ifadelerini kullandı. “Benim ismim üzerinden Doğu Perinçek ismine laf geçirilmesine izin vermem mümkün değildir” diye devam eden Nihat Genç’in yazısının tamamını yayınlıyoruz:

“Odatv, bir yazarı olarak kaldıramayacağım ‘etik’ hatalar yapıyor.

Belki de yolun sonu görünüyor.

Ali Türkşen Bey’in kendisi ve partisi hakkında şahsıma verdiği cevabın bu sütunlarda yayınlanması üzerinden konuyu deşmek zorunda bırakıldığım için okuyucularımdan özür dilerim.

Hatırlayın, Ayşenur Arslan ve Uğur Dündar’a bu sütunlarda eleştiri dahi olmayacak hafiflikte bir cümle söylediğimizin saatinde yazıma karşı bir cevap verilmeden Odatv manşetten Ayşenur Arslan ve Uğur Dündar’dan özür diliyoruz manşeti çekti. Şüphesiz peşinden biz de eleştirilerimizi bu sütunlardan yazıp söyledik, ancak, bu bazı isimleri “koruma” telaşını şahsıma ve Odatv’ye ve okuyucusuna karşı yapılmış bir ayıp olarak gördüm ve sustum. Bahsi geçen isimlere hiçbir gıcığım yoktur aksine takdir ölçülerim birkaç eleştiri cümlemin çok üstündedir. Bu konuyu örnek olsun diye hatırlattım, buna benzer birkaç başka hassas durum lafı uzatmamak için şimdilik içimde kalsın.

Odatv eleştirel ve muhalif bir yerdir, hiç kimsenin karizması ve partisinin yıkama yağlama ve propaganda yeri hiç değildir.

Yazılarımın bilgi ve düşünce derinliği takdirinizdedir yani horoz dövüşçüsü hiç değilim. Ve şerefli bir Türk subayını pek tabii siyasi acemilikleri üzerinden tekme tokat lime lime etmek ve şerefli bir Türk subayını pek tabii becerisi olmayan yazarlık ve polemik üzerinden zayıflatmak hiç de adil ve saygıdeğer bir tutum değildir, buna beni zorunlu kılan Odatv’dir.

Bu “ikaz” ve “ihtar” cümlelerimi unutmadan karşı yazıma geçeyim.

BİZLERE “TEŞEKKÜR” BORÇLUSUNUZ

Nihat Genç, Ulusal Kanal’da yaptığı bir konuşma ve bu konuşmanın özeti üzerinden Aydınlık’ta bir haber yapıldı ve Ali Türkşen ismi Aydınlık Gazetesi’nde geçti.

Ali Türkşen Bey cevap vermek istiyorsa Aydınlık Gazetesi’ne pekala ulaşabilir ve karşı savunma cevap yazısını Aydınlık’ta pekala yapabilirdi.

Etik ve doğru olan Ali Türkşen ve partisinin ismi nerede geçmişse cevabının oradan yayınlanmasıdır, Aydınlık haberini Odatv’nin baskın okunur gücüyle “ezmeyi” hiç de ahlaki bulmuyorum.

Gelelim şerefli subayımıza, gerçekten bizlerde bıraktığı intiba onurlu ve saygındır, keşke, bu işlere bulaşmak zorunda kalmasaydı.

Çünkü karşı cevabındaki sözleri tümüyle “yanlıştır”.

O çok tartışılan eşit vatandaşlık lafı önce taslak metinde geçti, ikaz ettik, söyledik, yapmayın dedik, evet, yüzlerine karşı da söyledik, bir çuval inciri berbat etmeyin dedik. Hiç de oralı olmadılar ve parti son nihai metinde de eşit vatandaşlık iddiasını yazarak ele güne meydan okuyarak gösterdi.

Biz de bu yeni durumu eleştirdik, ve peşinden, o gün bir telaşla, bu cümlelerin programdan çıkartıldığı söylendi…

Siz de uygun görüp çıkarttığınıza göre bizlere “teşekkür” borçlusunuz, ancak “izi” kaldı ve birbirimize karşı bu gereksiz tartışma kaldı.

EŞİT VATANDAŞLIK VE NATO BAHSİ GİBİ BU İKİ TUTARSIZLIĞIN CEVABINI GÖREMEDİK

Gelelim, programın ikinci sıkıntılı noktasına, şöyle dedik, 15 Temmuz’dan sonra NATO FETÖ’ye sahip çıktığını Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuyarak deklare etti, şimdi bir parti NATO’ya bağımlılığını parti programına aynen yazıyorsa, buradan FETÖ’ye bağlılık anlamı da çıkmaz mı, böyle de yorumlanmaz mı, en azından şaibe kuşku bırakmaz mı?

Dediğimiz çıktı şaibenin dumanı yükseldi.

Ve Ali Türkşen Bey Habertürk TV’ye çıkıp, Aydınlık’ı kastederek, “partinin arkasında Amerikan var diyorlar” diyerek attı tuttu, işte biz de bir sonraki akşamki programımızda Ali Türkşen’in Habertürk’teki bu laflarına cevap verdik.

Aynen şöyle dedik: “Ali Türkşen bey diyor ki arkasında Amerikan var diyorlar, hayır, biz arkasında Amerika var demiyoruz, siz kendiniz parti programınıza yazmışsınız, işte NATO’ya bağlılık cümlesi, siz yazmışsınız, biz fazladan söylemiyoruz…”

Yanisi parti programınıza yazdığınız bu şaibeli cümleleri kamu içinde yüksek sesle söyleme işaret etme ikaz etme eleştirme hakkına sahip değil miyiz?

Ve Odatv işte bu tarihleri ve iddiaları hiç tutmayan Ali Türkşen beyin karşı cevabını bu sütunlarda yayınlayarak Ali Türkşen Bey’i aslında korumak isterken tam tersi tutarsızlıklarıyla tarihe not düşürmüş oluyor.

Ali Türkşen Bey’in karşı yazısında ve yeni partisinde eşit vatandaşlık ve NATO bahsi gibi bu iki tutarsızlığın cevabını göremedik.

Bu cümleleri parti programına biz yazmadık, suçlusu biz değiliz, suçlusu ve faili olmadığımız halde bir vampirmişiz gibi üstümüze saldırılması çirkindir.

Anlamadan bilmeden sormadan üstümüze saldırılması kendini “kullandırmaktır” ve nasıl geliştiğini bilmediğiniz bir konuda şerefli Türk subayı kimliğini “kalkan”yapmaktır. Bu da “siyasete taşınan” şerefin acıklı Yeşilçam öyküsüdür.

Ancak “siyaset” için şaşılacak bir şey değildir, bu siyasi arena nice yoksul ve onurlu ve şerefli insanları çarkında öğütmüştür ve bu acıklı durum kor ateş gibi elimizi ve kalbimizi yakmaktadır.

BİZ BU “CİNLERİ” TANIYORUZ

Bu cümleleri parti programına niye soktun kim soktu ve sonra kimden çekindin çıkarttın, o cümleleri “hangi irade” soktu, diğer cümle hala orada niye duruyor, duruyorsa, bu NATO bağlılığı ne anlama geliyor, gibi, bir yığın müşkül durumun izahı anlaşılır yanı yoktur, yüz bin tane şerefli subay gelse bu tuhaflığa itibar sağlayamaz.

Ali Türkşen Bey’in soylu şerefli bir subay olması hepimiz için onurdur ancak Ali Türkşen Bey’in siyaset çabaları ülkemiz ve hiçbirimiz için “gökten inen rahmet”değildir.

Şerefli bir geçmişe sahip olmak siyasette insanlara “aziz” unvanı vermez, aksine yoksul onurlu başarılı geçmişlerini siyaset ‘dinamit’ gibi ellerinde patlatır, bu cümleleri söylemek zorunda kalmam çok çirkindir ve bu tartışmayı körükleyen, ikazımıza rağmen Odatv’dir.

Geçmişte iyi bir isim bırakmış insanların siyasette de “iyi olacakları” gibi bir siyaset bilimi yasası yoktur.

İşte henüz siyasetinin ilk günlerinde “iyi bir insan” oluşu partisine sızılıp programına dahi dikte ettirilerek yazılmış şaibe laflar üzerinden şahsı üzerinden tedirginlik ve şüphe yaratmıştır.

Okuldan çıkıp hayata atılırken her insanın başına gelir, okul tecrübesi başka, hayatın acı gerçekleri ve tecrübeleri başkadır, diye.

Ali Türkşen Bey’in bu iki fasıla yaptığımız itirazlar üzerine ekranda yükseltmekten çekinmediğini öfkesini, gönül isterdi ki, o iki faslı parti programına dikte ettirenlere karşı gösterebilseydi, işte o zaman “şerefi” siyasete alet olmaz aksine yeni partisine seviye ve onur kazandırırdı.

Ve o partide Ali Türkşen Bey gibi onurlu saygıdeğer bir çok isim vardır, ancak, bu tartışmalar gösteriyor ki, aynı yerler de çok tuhaf “cinler” de vardır. Biz bu “cinleri” tanıyoruz.

Daha önceki yazım üzerine Nihat Genç niçin böyle konuşuyorsun bu işin içinde ne var diye bir telefon etme zahmetinde bulunsaydı o “cinleri” kendisine de söyleyebilir şimdi bu yazıyla millete madara olmadan çok şeyi aramızda çözerdik.

Herhalde bizlerin Habertürk TV’den bir nara atarak susturulacak tipler olmadığımız ortadadır.

Aksine, kılı kırk yaran belalı tipleriz, bu suçüstü yakalanan cümlelere kadar da sesimizi soluğumuzu hiç çıkartmadık, aksine, ateşli umutlarımızı dile getirdik.

AKP DIŞINDA HEMEN HER PARTİDEN “VEKİLLİK” TEKLİFİNİ ÜSTELİK GENEL BAŞKANLARINDAN ALDIM

Not 1:

Ve ayrıca, Doğu Perinçek’i nasıl eleştirirse nerde eleştirirse eleştirsin, bir çok insan bu konuda hiç güçlük çekmez, hangi platformda nerde olursa Perinçek’e pekala sallayabilir, eğlenceleridir doğal haklarıdır bilemem, ancak, benim ismim üzerinden Doğu Perinçek ismine laf geçirilmesine izin vermem mümkün değildir.

Ayrıca, Ali Türkşen’in Nihat Genç’e karşı yazısında üstelik suçüstü yakalanmış yeni partisini yıkayıp yağlamasına bir vesile yapmasını ve Odatv’nin bu yıkama yağlamaya yazısını düzelttirmeden izin vermesini “tiksindirici” buluyorum.

Ve bu sütunlarda çokca şahit oluyorsunuz Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük kavgası gibi hadiselere, tarihi kanıtı olmayan yüz yüze ev içi muhabbetleri belge diye sunmak ahlaki değildir, bir yazar olarak iç kavgalara girmek tarzım değildir, bu tür iç kavgaların yaşı altmışı geçmiş üç bin-dört bin kültür yiyici müşterilerini doyurmak yazarlığıma ve insanlığa ve zamana israftır.

Not 2:

Ve son olarak, ben de epeyce hatırı olan Bedri Baykam da aynısını söyledi, elini taşın altına koymuyorsun, diye, ben yazarlığımın milli bir görev için yeterli olduğunu görüyorum, ve AKP dışında hemen her partiden “vekillik” teklifini üstelik genel başkanlarından aldım, kabul etmeyişimin sebebi de defalarca ekranlarda söyledim, evet, kabul ediyorum dedim, ancak bir şartla, konuşma özgürlüğüm olacak, yani partinize geldiğimde parti disiplini başlığı altında “susturulmayacağım”.

Çünkü vekil olanlar vekillik uğruna susuyor susturuluyor.

Hem vekil olacaksın hem de susacaksın, hem bülbül olacaksın hem ötmeyeceksin, böyle bir vekillik kimin icadı?

Bu vekillik değil köleliktir, kabul etmeyişimin sebebi bu kadar basittir.

Geçen gün arabada giderken radyo halkın şikayetlerine mikrofon tutmuş, herkes derdini anlatıyor, bir adam, Konya’dan, şöyle bir şikayette bulundu:

“İki tane at aldım, sabah kalkıp yemini veriyorum, akşam yemini veriyorum, ama ikisi de kişnemiyor, her gün doyuruyorum ama yine de kişnemiyorlar, bu atların hastalığı nedir, bir bilen varsa bana yardımcı olsunlar…!”

Konyalı çiftçinin telefonu elimde olsaydı, ona telefon eder, şöyle derdim: “Sevgili Konyalı çiftçi kardeşim, atların kişnemesini istiyorsan, yemini kes!”

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bu Tayyip Atatürk’e benziyor mu? İki konuşma arasındaki 1,256,580 farkı bulabilen BEĞENİP & PAYLAŞSIN... Adamsın Bilic: Bu puanı dünyanın en iyi insanları olan Türklere adıyorum 20 yeni üniversite kurulmasını öngören yasa kabul edildİ