Çok Sağlık
23 Kasım 2017 ( 7 izlenme )
Reklamlar

Prof.Dr. Alp Usubütün: Tıpta tanı hatalarını azaltmak mümkün mü?

'Institute of Medicine' tarafından hazırlanan rapor önemli ipuçları içeriyor

Kendi tıp öğrenciliği yıllarımda hekimlerin hatasız kullar oldukları, hata yapan kişilerin ise kötü hekimler olduğu düşüncesi yaygındı. Sonra hekimlik mesleğine başladığımda aslında hatanın her yerde olduğunu, işlerin hiç de hayalimizde oluşturduğumuz gibi olmadığını fark ettim. Bu farkına varma durumunun aslında bu sorun ile nasıl baş edilebileceğini düşünme sürecinin de başlangıcı olduğunu gördüm ve o günden beri de gelişmiş ülkelerde bu konuda yapılanları izlemeye çalışıyorum.

Dünya’daki tıbbi hatalar ile ilgili en önemli referans, 1999’da “Institute of Medicine” (IOM) tarafından yayınlanan “To Err is Human: Building a Safer Health System” isimli rapordur. Bu rapor sağlıkta güvenlik hareketinin başlangıcı sayılır, çünkü bu rapor sağlık sistemi içerisinde de ciddi sayıda hata yapıldığı ve bunların sistem üzerinde yapılacak değişiklikler ile engellenebileceğine dair veriler içeriyordu. O günden bu güne IOM sağlık hizmeti verilmesi aşamasında yapılan hataların azaltılması için öneriler geliştirdi. Bu tartışmalar tahmin edilebileceği gibi ülkemizde sadece meraklı bir kesiminin ilgisini çekti ve sınırlı uygulama alanı buldu.

2015’te IOM “Improving Diagnosis in Health Care” isimli yeni bir raporunda özellikle “Tanı Hataları” üzerine vurgu yaptı. Tanı hataları üzerine bu derece yoğun ilgi gösterilen bu rapor gözden kaçmaması gerekir.

Sadece bilimsel gelişmelerin ortaya koyduğu yeni teknolojilerin ve uygulamaların kullanılması, sağlık alanında beklenen gelişmeyi sağlamıyor. Hizmet sunumu sırasında da dikkat edilmesi gereken önemli noktalar var. Rapor sadece sağlık alanında çalışan profesyonellere değil hastalara da önemli bir kaynak niteliğinde. Çünkü hastaları ve hasta yakınlarını da tanı sürecinin içerisine aktif olarak katılmaya çağırıyor.

Bu rapora göre, her 20 ABD vatandaşından birisi tanı hatası ile karşılaşıyor, her 10 tanıdan birisi yanlış. ABD gibi gelişmiş ülkelerdeki bu sayıları okurken hep Türkiye’deki durumu merak ediyorum. Elimizde hiç veri yok ama benim gibi bir tahminde bulunuyorsunuzdur sanırım.

NET TANIM

Rapor, tanı hataları için çok net bir tanım da getiriyor: Hastanın sorununa doğru ve zamanında tanı konulması ve bunun hastaya iletilmesinde aksama olması. Yani sadece doğru tanı koymak değil bunu hastalığın tedavisini olumsuz etkilemeyecek bir zaman içerisinde yapmak ve hastaya durumu iletmekte gerekli, bunlardan birisinin yapılmaması durumunda tanı hatası olarak kabul ediliyor.

Bu rapor ile gündeme gelen bir diğer önemli tanım overdiagnosis'dir. Bu terimin tam Türkçe karşılığını bulmak zor. Ancak burada, tanı konmasına karşın hastanın sağlığını etkilemeyecek, yani tanı konmasa hastada bir belirti ve bulguya neden olmayacak hastalıktan söz edilmektedir. Bu bir tanı hatası değil, ancak hastada gereksiz tedaviye yol açar (overtreatment). Bu durumu hasta temelinde saptamak mümkün değil, sadece toplum temelli araştırmalarda görebiliriz. Hastalarda, hastanın sorununa yönelik olmayan gereksiz testlerin istenmemesi bu durumun engellenmesi için çok önemlidir.

HATALARI KABUL EDEN BİR SİSTEME GEÇMELİYİZ

Bugün hala tanı hatalarının bir kısmının farkına varmıyoruz. Bugüne kadar “tanı hatalarının” çok gündeme gelmemesinin nedenlerinden birisi de bu. Hataların bulunduklarında bildirilmeleri çok önemli. Bu da hatayı kabul etmeyen bir sistemden, hataları kabul eden ve oluşmasını engellemeye çalışan bir sisteme doğru yol almamız ile mümkün.

Bu rapor, tanı hatalarının azaltılması için bazı öneriler sunuyor; burada onlardan başlıklar halinde söz edilecek. Ancak en büyük vurguyu, hastaları ve hasta yakınlarını da içerecek şekilde ekip çalışmasının önemi almakta.

Ekip çalışmasının artırılması Bu sadece farklı dallarda çalışan hekimlerin ve diğer sağlık personelinin bir ekip olarak çalışmasını önermiyor, aynı zamanda hasta ve yakınlarının da tanı verilme aşamasında sürecin içine sokulması gereğini vurguluyor.

Hasta ve yakınlarının hekime vereceği bilgilerin dikkatli dinlenmesi, bazı durumlarda doğru tanıya ulaşmada çok önemli ipuçları verir. Bunun bir çok örneği bilinir. Bu nedenle hastalara tanı süreçlerine katılabilmeleri için olanak sağlanmalı ve daha fazla bilgilendirme yapılmalı.. hatta hastanın kendi sağlık kayıtlarına ulaşmasının sağlanması da önerilmekte.

Sağlık profesyonellerine de bu yeni tanısal süreçler hakkında, takım çalışması, hasta ve profesyonel sağlık ekibi ile iletişim vb. konularda eğitimler verilmesi, bilişim teknolojilerinin tanısal süreçlere entegre edilmesi ve hekimlerin tanısal süreçte bunları kullanmalarının sağlanması, klinikte tanı hatalarını tanınması, azaltılması ve nedenlerinin öğrenilmesi için yöntemlerin geliştirilmesi, tanısal performansı arttıracak yöntemlerin ve kültürün geliştirilmesi, tanı hatalarının bildirilmesini teşvik edecek bir ortamın ve tıbbi yükümlülük sisteminin hataların azaltılması hedefine yönelik olarak kurulması, ödeme sisteminde değişiklikler ve tanı süreci ve tanı hataları ile ilgili daha çok araştırmanın yapılmasının teşvik edilmesi, raporda vurgulanan diğer tanı hatalarını azaltıcı öneriler.

Sonuç olarak, herkesin hayatında en azından bir kez yaşadığı düşünülen “tanı hatası” çok önemli bir sağlık sorunu. Tanı hatalarını görmezden gelmek veya kaçmak yerine bir daha oluşmaması için kayda geçerek gerekli önemleri almak, tanı sürecinde yer alan herkes ile etkili ve profesyonel bir iletişimi sağlamak ve hepsinden önemlisi tüm sistemi bu yönde yeniden oluşturmak. Görüldüğü gibi hiç de kolay bir süreç değil, ama durumun farkında olmak bu süreç için en önemli adım.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Kansere Türk aşısı 29 liralık kanser ilacını 400 liraya satıyorlar Benekli muzun bilinmeyen faydaları Kulak temizleme çubuğu kullananlar dikkat