Ana Sayfa
30 Mart 2018 ( 25 izlenme )
Reklamlar

Şeker fabrikalarının bilinmeyen hazineleri

Şeker fabrikalarının, özelleştirmeci partilere, AKP’lilerin başında olduğu örgütlere, Hak-İş yöneticilerine, hatta AKP milletvekillerine bile tavır değiştiren, satılmasın dedirten hazinelerinden bahsetmiştim. Büyük kısmı bilinmeyen... Salim Uslu’ya, Settar Arslan’a şaşırmıştık ya hani, “Şeker satılmasın” dedikleri için. Sebebi, Uslu’nun Çorumlu, Arslan’ın Yozgatlı olmasıydı, şeker fabrikalarının hazinelerine tanık olmalarıydı. Öyle ki, yol arkadaşları olan özelleştirmecilerin, karşı çıkanlara aforozları da malumlarıydı.

Şimdi bakalım hazinelere tek tek...

Alpullu Şeker Fabrikası- Okul​

EĞİTİM

Şeker fabrikaları sadece şeker üretmiyor, eğitim ordusuna nefer de yetiştiriyordu. Şeker İlkokulları, Şeker Ortaokulları vardı. Öğrenci bir kuruş masraf etmez, modern, bilimsel ve laik eğitimden geçer, aydınlanmış nesillere katılırdı. Üniversitesi yoktu Şeker’in, ama üniversite öğrencileri için yurtları vardı. Öğrencinin sağlıklı ve rahat barınabilmesi için her ayrıntının düşünüldüğü yurtta kalan, kendini ayrıcalıklı sayardı. Biri de 12 Eylül’e kadar hizmet veren Ankara Şeker Yurdu idi. Eylül darbecileri el koyup, Kredi Yurtlar Kurumu’na devrettiler.

Peki ya fabrikaların kütüphanelerini bileniniz var mı? On binlerce kitabı olan kütüphaneleri? Okuyan, sorgulayan, tartışan işçiyi ve işçi çocuklarını yarattı bu kütüphaneler.

Alpullu Şeker Fabrikası Sosyal Tesisleri- İtfaiye

KÜLTÜR

Kültür ocaklarıydı, sanat merkezleriydi şeker fabrikaları. Şehir merkezlerinde bile olmayan, akustik özellikli sinema ve tiyatro salonları vardı. Tiyatronun oyuncuları kim miydi? Elbette ki işçiler, işçi eşleri ve çocukları... İşçi, mesai saatinde fabrikadaydı, sonra sahne tozu yutmuş oyuncu, oyun sergileyen sanatçı adayı idi. Peki ya işçi orkestralarını biliyor musunuz? Hani, Nesli Çölgeçen’in yönetip Şener Şen’in başrolünde oynadığı Selamsız Bandosu var ya; tıpkı filmdeki gibidir şeker orkestraları. Kemanı, viyolayı, kontrbası çalan işçidir; flütü, obuayı çalan işçi çocuğudur; trompeti, tefi ya da davulu çalan şeker memurudur. Piyano veya çelesta ile döktüren yine şekerden biridir. Anlayacağınız, her fabrika “Selamsız orkestrasıdır”.

Ya şeker lokalleri? Kadın erkek birlikte oturulan, sohbetlerin ardı ardına dizildiği, kahramanlık destanlarının, öykülerin anlatıldığı, orta kahveli, demli çaylı sohbetler... Evdeki eşiniz oyunda rakip, oyundaki eş kapı komşunuz olabilir orada. Dostlukların yeşerdiği, serpilip köklendiği yerlerdir işçi lokalleri.

SPOR

Sporun da, tesisin de envai çeşidi vardı Şeker’de. Masa tenisinden saha tenisine, tribünlü açık sahadan halı sahaya, yüzme havuzundan güreş minderine, bisiklet yollarına kadar... Her fabrika spor merkeziydi. İşçisi, eşi ve çocuğu, spor ordusunun neferiydi aynı zamanda.

Yöre halkına da açıktı tesisler. Rakip takım bile olsa esirgenmezdi. Örneğin Eskişehir Spor futbolcuları, 1970’lerin sonlarına kadar Eskişehir Şeker Spor tesislerini kullanarak maçlara hazırlanırdı. Bugün böylesi var mıdır acep?

Fabrikaların bisiklet takımı vardı. Şeker işçileri ve çocuklarından oluşan bisiklet turnuvaları düzenlenirdi. Bisiklet takımları, ulusal yarışmalarda çok sayıda madalya kazanmış başarılı takımlardı.

Güreş takımına ne demeli? Türkiye’nin en iyi takımları arasına girmişti. Bölgesel turnuvaların birincisi onlardı. Şeker güreşçileri ulusal çapta da tanınırdı. Türkiye şampiyonlukları bile vardı.

Futbol, voleybol ve basketbol en yaygın olanıydı. Futbolda Şeker Spor çok güçlü idi. İşçilerden oluşan takım, kadrosunu dışarıya da açmıştı zamanla. Amatör kümede başlamış, birinci lige kadar çıkmış, yıllarca kalmıştı birinci ligde.

Fabrikalar arası futbol turnuvaları düzenlenirdi. İlginç bir olay anlatırlar; 60’lı veya 70’li yıllar... Eskişehir Şeker takımı ile Alpullu veya Turhal’ın takımı finale kalıyor. Yenişemiyorlar finalde bir türlü. Sonunda kupa ikiye kesiliyor. Parçanın biri Eskişehir’e, diğeri öbür takıma veriliyor.

Peki ya yüzme havuzları? Şeker fabrikasının yüzme havuzu varsa bir kentte, tekmil yüzücüdür o kent. Halka da açılırdı haftanın belli günlerinde, yörenin mülki erkânı da yüzerdi. Kadınların özel günleri olurdu havuzda. Büyük kısmı şeker mensubu çocuklarından oluşan yüzme takımları vardı. Ulusal çapta yüzücüler çıkardı bu takımlardan.

Öğle molasında yemeğini çabucak yiyen işçi, serin sulara bırakırdı kendini, havuzun enerjisi ve coşkusunu da almış olarak, yeniden başlardı öğle sonrası mesaisine.

SAĞLIK

Şeker fabrikalarının hastanelerini biliyor muydunuz? Tek doktorlu küçük bir semt dispanserinden bahsetmiyorum. En az iki ya da üç bölümü olan, yataklı tedavi de yapan hastaneden söz ediyorum. Örneğin Eskişehir ve Alpulu Şeker hastanelerinde dâhiliyeci ayrı, çocuk doktoru ayrı, diş doktoru ayrı idi. Daha ilerisini de söyleyeyim. Ameliyat yapılıyordu şeker hastanelerinde.

ANAP Hükümeti kapısına kilit vurdu bu hastanelerin.

ÇEVRE

Bir tek çöp göremezsiniz şeker fabrikalarının bahçelerinde. Tertemizdir her yer.

Yarım asırlık ağaçlar vardır arazisinde ve işçiler dikmiştir çoğunu. Yemyeşildir şeker arazileri. Kırsal bölgelerde hele, çöldeki vahadır adeta. Oksijeni yüzünüzde hissedersiniz. Teneffüslerinizde, daha da, daha da doldurmak istersiniz ciğerlerinizi. Buram buram oksijendir hava.

Şekerin tarlaları da öyledir. Pancar tarlaları oksijen vahasıdır. Bol oksijene ihtiyacı olana, solunum rahatsızlığı olana doktorlar, “Çam ormanı yoksa yörende, şeker pancarı ekilen yerde yaşa” dermiş. Bir dekar şeker pancarının havaya saldığı oksijen, aynı büyüklükteki orman alanının ürettiğinin tam üç katıdır zira. Altı kişinin bir yılda tükettiği oksijene eşdeğer yani...

Reklamdan sonra devam ediyor 

Meyve bahçeleri vardır şeker fabrikalarının arazilerinde. Meyvenin her çeşidi... İşçi ve memur çocukları, bu oksijen vahasında, bu meyve bahçelerinde büyür.

BARINMA

Önce memurlar için yapılan lojmanlar, çoğaltılarak işçilere de sağlanmış zamanla. Fabrikada birlikte çalıştığı işçi, mahallesinde komşu olmuş. Aileler tanışmış, birlikte büyümüş çocuklar.

Bekâr işçiyi ve memuru da düşünmüş şeker fabrikaları. Yatakhane kurmuş onlara. Evleninceye kadar kalmış bekârlar burada. Evlenince de lojman komşusu olmuş diğer ailelere.

Ya şeker misafirhaneleri? Fabrikanın olduğu hemen her ilde vardır ve pırıl pırıldır hepsi. Sadece şeker mensupları değil, devlet erkânının, öğretmenlerin ve ihtiyacı olan halktan kişilerinde yararlandığı misafirhaneler...

SOSYAL TESİSLER

Çocuk bahçelerini sayalım en başta. Oyuncakları da bulunan, ailelerin endişelenmesine gerek kalmadan çocukların özgürce oynadıkları oyun sahaları...

Kadın erkek birlikte oturulabilen, çeşitli oyunlarında oynanabildiği sohbet mekanları, lokaller...

Sonra çiftlik ürünlerinin satıldığı kantinler...

Personel yemekhaneleri...

Ve yemekhanelerin dışında ucuz ve kaliteli yemeklerin çıktığı, halka da açık olan lokantalar...

UYGARLIK VE KAYNAŞMA

Kadın erkek arasında kaç-göç olmayan, cinsiyet ayrımının yapılmadığı kültür, sanat, spor ve sohbet ortamları...

Komşusunun, iş arkadaşının karısına kızına yan gözle bakılmayan ilişkiler...

Birisi çocuğuma bir kötülük yapar mı endişesine kapılmadığınız, çocukların da özgür olabildiği ortam...

Kürt-Türk, Alevi-Sünni, şucu bucu gibi farklılıkların ilkellik sayıldığı ve geride bırakıldığı uygarlık düzeyi, kaynaşan, milletleşen insanlar...

SUÇ

Şeker fabrikalarının olduğu yerde suç yok gibidir.

Hırsızlık olmaz, yankesicilik ve gasp hele, hak getire...

Yaralama yoktur, adam öldürmeye rastlanmaz, kan davası hele, zinhar...

Irza tecavüz yoktur, çocuklara tecavüz yoktur, oğlancılık hele, “aman Allahım”...

Uyuşturucuya rastlanmaz, çocuk gelin vakasına rastlanmaz.

Emniyet görevlileri için sulh vahalarıdır buralar.

Sadece onlar için mi, herkes için cennet...

Ve saymakla bitmeyecek başka hazineler...

Cumhuriyet yaratmıştır buraları. Atatürk’ün halkçı ve devletçi sistemi yaratmıştır.

***

Şimdi soralım Fabrikaları satmak isteyenlere; Bu hazinelerin parasal değerini hesaplamaya aklı ve tahsili yetecek bir maliyeci bulabilir misiniz?

Ve sormak lazımdır, kalkıştığınız şeyin sadece fabrika satmak olmadığının, bütün bir toplumun altına dinamit de koyduğunuzun farkında mısınız?

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

"AKP'de oy kaybı yüzde 4-5, AKP için çember daralıyor" Galatasaray kararını verdi! Geri dönüyor… ABD'den Ankara için güvenlik uyarısı Almanya'ya sığınan Suriyelilere protesto