Ana Sayfa
27 Mart 2018 ( 102 izlenme )
Reklamlar

Tarikat ve cemaatler Erdoğan'ın dinde reform çıkışına karşı birleştiler!

24. İlahiyat Fakültesi Dekanları Sonuç Bildirgesi’ni ilahiyaçı yazar Cemil Kılıç Aydınlık’a değerlendirdi.Kılıç ‘Bu hocaların, cemaatlerin varlığı anayasal suç’

ZEYNEP GİZEM ÇAĞLAR
Moderatörlüğünü Nevzat Çiçek’in yaptığı Nurettin Yıldız ve Cübbeli Ahmet Hoca başta olmak üzere İHH Başkanı Bülent Yıldırım, İhsan Şenocak, Siyer Vakfı Başkanı Muhammed Emin Yıldırım gibi isimlerin de olduğu toplantı büyük tepki çekti. Toplantıda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “dinde reform uygulanması” açıklaması konuşuldu.

Toplantıyı değerlendiren İlahiyatçı Cemil Kılıç, “Onlar normalde birbirleriyle iyi geçinmeyen hocalardı. Fakat kendi aralarındaki çatışma ve rekabete rağmen din anlayışları aynı. Sadece bir rekabet içerisindeler. Şimdilik rekabeti bir kenara bırakıp ortak din anlayışları çerçevesinde bir savunma zemini oluşturuyorlar. Güncellemeye, yenilemeye karşı çıkan gruplar bunlar. Cumhurbaşkanının açıklamasına karşın toplumdan ilahiyat camiasındaki modern İslami düşünceleri savunan düşünürlerin çalışmalarına karşı birlikte mücadele edecekler” dedi.

Kılıç şöyle devam etti: “Bunların ortaya koyduğu din anlayışını savunan ve buna sempatik bakan, bu anlayışa mensubiyet duyan bir sosyal zemin de var. Bunlar genel kitle açısından belki çok büyük bir sayı ifade etmeyebilir ama bu hocaların cemaatleri var. Bu cemaatlere mensup yüz binlerce insan var. Ellerindeki kitleyi tutmak istiyorlar. Zira bu tip tecdit, güncelleme, yenileme gibi söylemlerin yanında yer aldıklarında öteden beri savundukları dini argümanlar çökecek. Bu argümanlar çökünce de etraflarındaki kitle de dağılabilir. Böyle bir tehlike de söz konusu. Kitlenin dağılmaması, cemaatlerin ayakta kalabilmesi için bir araya geliyorlar. Ve savundukları dini anlayış çerçevesinde de işbirliği yapacaklar.

‘LAİK HUKUKA AYKIRI BİR FAALİYET’

“Onlar etraflarındaki kitlenin dağılmasından endişe ettiler bu endişeden dolayı bir araya geldiler. Türkiye’de herhangi bir tarikata veya cemaate mensup olan insanların tümünü toplasanız en fazla 5 milyon ediyor. Bu propagandaya göre çok büyük bir rakam değil. Cemaat ve tarikat devri bitmiştir. Atatürk’ün dediği gibi ‘Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz’. Atatürk’ün bu sözünden uzaklaşıldığı için rejim tabiri caizse karşı devrimle değiştirilmeye çalışıldığı için bugün bu hocalar bu kadar pervasızca konuşabiliyorlar. Normalde laiklik ilkesi tam uygulansa Türkiye’de bunların kalkıp bu tip açıklamalar yapabilmeleri mümkün değil. Bunlar hukuken suç. Laik hukuk açısından baktığımızda bu hocaların, cemaatlerin varlığı, hocaların böyle açıklamalar yapmaları, fetvalar vermeleri anayasal suç. Laikliğe aykırı bir faaliyet bu. Dinsel anlamda otoriteymiş gibi hareket etmeleri laik hukuka aykırı. Bu gayrimeşru bir durum. Bunlar karşı devrim için mücadele eden, güç veren, hürriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan ve şerri hukuku hakim kılmak isteyen kişilerdir. Cesur bir cumhuriyetçi savcının çıkıp bunlar hakkında işlem yapması lazım. Kin ve nefretle tahrik etmek asıl suç değil. Asıl suç laik cumhuriyet karşı bir girişim olması bakımında suç kabul edilip, bu yönde bir çalışma yapılması lazım. Çünkü laik hukuka karşı alternatif bir hukukun propagandasını, şeriat hukukunun propagandasını yapıyor. İrtica suçundan inceleme başlatılması lazım.

‘BATI DİNLE TOPLUMU ESİR ALIYOR’

Türkiye’deki dinci çevreler büyük bir örgütlenme çerçevesinde. Türkiye’deki dini hareketlere bazı uluslararası güç odakları da destek oluyor. Ilımlı İslam projesinin Amerika’nın desteklediği bir proje olduğunu biliyoruz. İslamcı hareketler kendi potansiyeliyle bu güce ulaşmış değiller. Doğrudan doğruya ABD’nin desteğiyle bunlar oluyor. Fetullah Gülen’in arkasında Amerika olduğunu biliyoruz. Tamamen dinselleştirilmiş bir toplumu, cemaat ve tarikatlar tarafından kuşatılmış bir toplumu idare etmek, sömürmek, Batı etkisi altında tutmak daha kolay. Batı din yoluyla toplumu esir almak istiyor.”

YANLIŞIN PARÇASI

Cemil Kılıç 24. İlahiyat Fakültesi Dekanları Sonuç Bildirgesi için de şunları söyledi: “Yanlış dini algılara karşı doğrusunu Diyanet, İlahiyat fakülteleri ortaya koyacak diyorlar. Zaten bu yanlışın bir parçası Diyanet. Diyanet’in yaptığı facia boyutundaki açıklamalar. Diyanet de Hocalar Toplatısı’ndaki hocalar paralelinde açıklamalar yaptı. Diyanet’in fetvalarında da büyük sıkıntılar var. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı bütün Türkçe Kuran meallerinde kadınları dövün, kadınların mirastan hakları yarımdır, kadınların şahitliği yarımdır, hırsızlık yapanın elini kesin diyor. Dolayısıyla Diyanet zaten sorunun parçası. Sorunun parçası olan çözüm ortaya koyamaz ki. Yanlış dini anlayışları biz düzelteceğiz doğrusunu ortaya koyacağız. Yanlışı anlatanların en büyüğü diyanet. Zira bu hocaların bir kısmı da Diyanet çalışanı. Diyanet’in şu anki mevcut yapısı sorunun en büyüğü ama Diyanet kurumuna kökten karşı çıkan bir noktada değilim. Atatürk’ün dönemindeki gibi bir diyanet olmalı. Bütün cumhuriyet devrimlerini destekleyen, Atatürk’ün yaptığı tüm uygulamaları dinsel anlamda meşruiyetle savunan Mehmet Rıfat Efendi dönemindeki gibi bir Diyanet olması lazım.”

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

'MGK bildirisinin tercümesi, Irak bölünürse Musul ve Kerkük yolu gözükür' Atatürk’e Benzeyen Adam Ağlattı 15 Temmuz 15 sonucu Son Haberler: RTÜK yine tahrik oldu!