Ana Sayfa
06 Aralık 2017 ( 196 izlenme )
Reklamlar

Tuncay Özkan’ın değişmeyen misyonu

CHP Milletvekili Tuncay Özkan katıldığı bir TV programında,Trump’un kazandığı yeni bir dönemin başladığını, Siyasal İslam’ın bittiğini, Suudi Arabistan’ın çok yakında İsrail ile ilişki kuracağını, İran ve Türkiye’nin de bu yöndeki değişimden nasibini alacağını iddia etti. Özkan “Erdoğan ve siyasal kadrosu gidecek. Başka bir alternatif yok… Yeni Dünyaya ayak uyduracağız.” Diyerek safını belirlemiş oluyor. Tuncay Özkan çok kısa olarak aldığım bu cümlelerle ABD’nin bölgede ve Türkiye’de yapmak istediği değişikliklerde görev almayı, ABD desteğiyle hükümet olabileceklerini ilan etmiş oluyor.

Tuncay Özkan kimdir? Bu görüşlere ne zaman sahip oldu. İyi niyetli birçok insan Tuncay Özkan’ın son dönemde yanlış ve hatalı bir yola girdiğini düşünebilirler. Ben aksini düşünüyorum.Tuncay Özkan en başından beri bu görüşlere sahiptir ve kaderini ABD ve İsrail’in bölgede ve Türkiye’deki başarısına bağlamış görünüyor. Şimdi geriye doğru baktığımız zaman Tuncay Özkan’ın bu günkü siyasal çizgisinin, geçmiş dönemde yaptıkları ve savundukları ile neredeyse bire bir örtüştüğünü tespit edebiliriz.

Bilindiği gibi Tuncay Özkan Doğan Medya grubu içinde yıldızı parlayan bir gazeteciydi. Sonra bu gruptan ayrıldı ve kendi televizyonu olan Kanal Türk’ü kurdu. Kanal Türk’ün kurulduğu günlere bir bakalım. Ulusal Kanal tek milli ve devrimci TV kanalı olarak yıldızı parlıyordu. ABD, Türkiye’yi yanında Irak’a karşı savaşması için zorluyordu. Tezkere Meclis’e gelmişti. Türkiye’nin milli güçleri dişe diş mücadele ediyordu. Ulusal Kanal milletin ve vatanseverlerin sesiydi.

O dönemde medyamızın da adım adım ele geçirildiği ve vatanseverlerin teker teker gazete ve televizyonlardan atıldığı bir dönemdi. Hulki Cevizoğlu’na ve Atilla İlhan’a artık program yaptırmıyorlardı. Ulusal Kanal hemen harekete geçerek vatanseverleri kanala davet ediyordu. Ama olanakları çok kısıtlıydı. Birlikte kuru ekmek yemeyi öneriyordu. Tam bu esnada büyük bir reklam kampanyası ile devreye Kanal Türk girdi. Hulki Cevizoğlu, Atilla İlhan ve daha başkaları Kanal Türk’te program yapacakları Billboardlardan Türkiye’ye duyuruldu. Binlerce insanın desteği ve katkısı ile zar zor ayakta durabilen Ulusal Kanal’a karşı Kanal Türk devreye sokuldu. Kim finanse etti? Bu reklamları kurulur kurulmaz nasıl alıverdi soruları cevapsız kalmayı sürdürüyor. Bu sırada Ulusal Kanal kablolu yayından yasadışı bir şekilde atıldı. RTÜK tarafından her türlü zorluk çıkarıldı. Ulusal Kanal büyük bir hukuk savaşı vererek, RTÜK’ün bütün kararlarını mahkeme kararlarıyla bozmasını sağladı.

BAYKAL’I DEVİRME VE CHP’Yİ BÖLME HAREKETİ

İkinci olay Tuncay Özkan’ın Kanal Türk’ü de kullanarak başlattığı “Biz Kaç Kişiyiz” hareketiydi. Bu hareket doğrudan doğruya CHP’nin ele geçirilmesi ve Baykal’ın tasfiyesi operasyonuydu. Bir milyon kişiye ulaştığı söylenen hareket örgütlenme ve partileşme kararı aldı. İl yönetimleri oluşturularak harekete geçildi. CHP’nin içi boşaltılıyordu. Baykal’la olmaz diyenler üzerinden CHP’ye operasyon o zamanlar başlatıldı. Baykal Tuncay Özkan’ın CHP’ye girmesini ve etkili olmasını engelledi. Başını Tuncay Özkan’ın çektiği operasyon boşa çıkarılmıştı.

Tam bu sırada Ergenekon ve Balyoz operasyonları başladı. Türk Ordusuna, Vatan Partisi’ne ve vatansever aydınlara dalga dalga operasyonlar yapıldı. Kendisinin gözaltına alınmaması soru işaretleri doğuracağından, Tuncay Özkan Kanal Türk’ten her gece bağırıyordu:“Beni de içeri alın.”

Sonuç olarak Tuncay Özkan’da tutuklandı. Dışardayken “beni de içeri alın” diyen adam, birden bire gazeteci olduğunu anımsayıverdi. O günkü ABD Büyükelçisi’nin koro şefliğinde “gazeteciler serbest bırakılsın” kampanyası açıldı. Doğu Perinçek bunun üzerine “Ben gazeteci değilim” “Ben vatanseverim “ demek zorunda kaldı. Tuncay Özkan ve diğer bazı gazetecilerin aile bireylerinin mağduriyetleri basının konusu olmaya başladı. Bunların tahliyesi için CHP’den Milletvekili olmaları için kamuoyu baskısı oluştu. Hangi ilden aday oldu acaba? Hapishane arkadaşı Doğu Perinçek’in bağımsız aday gösterildiği İzmir’den aday oldu. Çok bilinçli bir seçimdi bu.

Milletvekili seçildiği CHP’de milli bir çizgide siyaset yapacağı bekleniyordu. Görece daha milli bir çizgide olan Baykal’a muhalefet eden birinden bu beklenirdi. Ama bütün beklentileri boşa çıkardı ve Kılıçdaroğlu ekibinin has adamı oldu. Artık Kılıçdaroğlu adına görüşmeler ve girişimler yapan bir haline geldi. Sabahattin Önkibar, “Tuncay Özkan’ın FETÖ ile ilgili ses getirecek bir kitap hazırladığını kendisine söylediğini, ama o kitabın bir türlü basılmaması üzerine, Tuncay’a sorduğunu, Tuncay’ın ise kitabı yırtıp attım dediğini” aktarıyor. Ve soruyor: ”Tuncay neyin karşılığı kitabı bastırmaktan vazgeçtin.” Bugüne kadar bu soruya bir cevap verdiğini duymadım.

Tuncay Özkan’a PKK parası ve yaktığı kitap!

KANAL TÜRK’Ü FETÖCÜLERE SATTI

Kanal Türk görünüşte de olsa milli bir çizgide yayın yapan ve bir çok vatanseverin çalıştığı ve program yaptığı bir kanaldı. Bu kanalı FETÖCÜ’lükleri ile tanınan ve bilinen İPEK-KOZA grubuna sattı. Hem de ederinin üzerinde bir fiyatla. Vatanseverlerin halka seslenebildiği bir olanak daha ortadan kaldırılmıştı.

PKK’LILARA ÖZGÜRLÜK İSTEDİ
Tuncay Özkan: Demirtaş cezaevinde tutulamaz
Tuncay Özkan, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı Edirne Cezaevinde ziyaret etti. Görüşmenin Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dahilinde yapıldığı açıklandı. Görüşme sonrası yaptığı açıklamalar hem Tuncay Özkan’ın hem de Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’nin içine girdiği PKK ve FETÖ ile ittifak çizgisini gözler önüne serdi. Tuncay Özkan bu görüşme ile ilgili twitter hesabından şu açıklamayı yaptı: “Selahattin Demirtaş’ı Cuma günü ziyaret ettim. Türkiye’nin birliği, bütünlüğü için… Adalet, özgürlük, barış için müthiş düşünceleri var. Herkese çok selamı var. Türkiye Selahattin Demirtaş’ı daha bir can kulağıyla dinlemeli.” Ardından Enis Berberoğlu’nu bahane ederek yapılan “Adalet Yürüyüşü”nün 9. Gününde bu yürüyüşün gerçek yüzünü Tuncay Özkan net bir şekilde açıkladı:

“Demirtaş’ın barış çığlığı duyulmuyor” diyen Özkan, “Bu yürüyüş onun o çığlığının bir tezahürü, ete kemiğe bürünmüş şekli. Başka bir şey değil yani.”

Tuncay Özkan’ın Demirtaş övgüsüne tepki yağdı

Tuncay Özkan: Bu yürüyüş Selahattin Demirtaş’ın çığlığıdır

Bayram Yurtçiçek

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

‘Türkiye ve Suriye arasındaki işbirliği kanalı İdlib’te açıldı’ Pazar yerinde canlı bomba paniği Sadece birkaç damlası sigara isteğini kesecek Cumhuriyet yazarı Nuray Mert Atatürk’ten rahatsız