Ana Sayfa
01 Eylül 2017 ( 36 izlenme )
Reklamlar

Yeliz Koray: Bayram

47 yıl önce yine böyle bir Kurban Bayramı arifesi Almanya’da dünyaya geldi.  
‘Acı vatan’ da çalışmaya giden işçi anne baba, dördüncü çocuklarına ‘Bayram’ adını verdiler. 
1,5 yaşına geldiğinde diğer kardeşleri gibi Türkiye’ye; 
Mahmure Köyü’nde yaşayan anneannesinin yanına geldi. 
Gurbetteki anne baba hasretiyle ilkokulu da ortaokulu da anneannesinin yanında okudu. 



Çalışkan ve uslu bir çocuk olduğu için anneannesi belki de en çok onu sevdi. 
Koynunda uyuttu, masallar anlattı…

O masallardaki kahraman olduğunu düşünerek uykuya daldı Bayram
Hep iyilerin kazandığı, düşmanları yendiği ve masumları kurtardığı bir dünya düşledi. 
“Büyüyünce ne olacaksın?” diyenlere “polis olacağım” dedi.
Daha çocuk yaşta kararını vermişti çünkü. Polis olmalı düşmanları yenmeliydi. 

Ortaokulu bitirdiğinde temelli dönüş yapan ailesiyle birlikte Gölcük’e yerleşti. 
Liseden sonra askere gitti; jandarma komando oldu. 
Geldikten sonra hayalini gerçekleştirmek için sınava girdi.
Polis okulunu kazandı.

İlk görev yeri Sivas’tı. Hemen gitti, çocukluğundan beri hayal ettiği üniformayı giydi. 
Arkadaş grubunda tanıştığı bir hemşireye gönlünü kaptırdı. 
Evlendiler…
Kısa süre sonra dünyalar onun oldu; baba olacaktı..
 
Dokuz ay sonra kızı oldu, adını Betül koydu. 
Onun için hayaller kurarken acı haberle yıkıldı; kızının kalbinde delik vardı.
Çok yaşamadı Betül; 4 ay sonra hayata veda etti. 
Hayat devam ediyordu, hem eşine teselli veriyor hem de yeniden baba olmak istiyordu. 
Bir yıl sonra bu kez Ahmet dünyaya geldi. Ama onun da kalbinde sorun vardı. 
Bir çocuğu daha ölmesin diye doktor doktor gezdi Bayram. 

Ahmet de çok yaşamadı, Bayram’a “baba” diyemeden; 6 ay sonra hayata gözlerini yumdu. 
İkinci kez yıkıldı Bayram. Ama inançlıydı. Beş vakit kıldığı namazda da kendi imkanıyla öğrendiği Kuran-ı Kerim’de de şükretmeyi öğrenmişti.  
“Allah kimseye kaldıramayacağı yük vermez” dedi, isyan etmedi..

Evliliğinin üçüncü senesinde bu kez eşi hastalandı. İki evlat acısına dayanamamıştı belki de yüreği. 
Bayram artık daha güçlü olmalıydı. Akciğer kanserini yenmek için varını yoğunu ortaya koydu. 
En iyi hastane, en iyi doktor…
İki sene kuş gibi baktı karısına, kimseye emanet etmedi.
Bir gün karısı memleketine; Konya’da ki yaylalara gitmek istedi. 
Kucakladı götürdü, “Temiz hava belki de çok iyi gelir” dedi. 
Olmadı, yayladaki dördüncü gününde kucağında son nefesini verdi Şerife;
“Allah senden razı olsun” diyerek…

Kısacık evliliğine iki evlat bir de eş acısı sığdırdı Bayram.
Artık yapayalnız kalmıştı hayaller kurduğu evinde. 
Yeni bir yer, yeni bir ev acılarını hafifletecekti.
Tayin istedi, hüznünü Sivas’ta bırakıp Tokat’a gitti. 

Birkaç sene sonra annesinin akrabası Fazilet Hanımla yeniden dünya evine girdi.
Fazilet Hanım ona bir kız çocuğu verdi, adını Canan koydu. 
Betül ve Ahmet'te yarım kalan evlat sevgisini tamamladı Bayram.
İşinden çıkıp evine geliyor, boş kalan zamanını kızına ayırıyordu. 
Çünkü hem iyi bir baba hem de iyi bir evlattı. 
Vakit buldukça ailesini ziyaret edip onların ihtiyaçlarını da karşılıyordu. 
Anneannesi az gördüğü için sitem ediyordu Ona, “Ölürsem cenazeme gelirsin artık” diyordu. 
Bayram elini öpüp hem gönlünü hem de helalliğini alıyordu. 

Özel harekatçıydı Bayram. 
Bu nedenle geçici görevle Şırnak’ın Cizre ilçesine gönderdiler. 
43 gün terörle savaşıp, düşmana geçit vermemek için hazırlandı. 
Akılları kalmasın diye anne ve babasına söylemedi. 11 yaşındaki Canan’a ve eşine sarılıp gitti. 

Her sokakta çatışma, silah sesleri…
Yollarda kum gibi boş kovanlar, tanklar, pusular..
Gözünü kırpmadan operasyonlara katıldı, şehit olan arkadaşlarına ağladı Bayram.
Fırsat bulunca ailesini aradı, “İyiyim merak etmeyin” dedi.

Geçici görevin bitmesine 3 gün kalmıştı artık. 
Sabah çok erken saatte yine operasyon için uyandı. 
Belki de hissetmişti ki annesini aradı. Herkes uyuyordu, telefonu açan olmadı. 
Aynı saatlerde içindeki huzursuzlukla uyanan kardeşi Cihan kötü şeyler olacağını hissetti. 
“Abi iyi misin?” diye mesaj attı. 
Bayram telefonu kapatmış, çatışmanın tam ortasına gitmişti. 
Cihan’ın abisine attığı o mesaj bir daha hiç iletilmedi…

Vurulmuştu Bayram. 
Dört tarafı teröristlerle çevrili siperde her yerinden kan geliyordu. 
Miğferini çıkarttı, başından kan fışkırıyordu. 
Olduğu yere yığıldı, tam 45 dakika orada bekledi. 
Arkadaşları teröristleri temizleyince ambulans gelebildi. 
Direniyordu Bayram, iki gün sonra doğum gününü kutlayacak, üç gün sonra da ailesine kavuşacaktı. 

Ama olmadı, çok kan kaybetmişti çünkü.
Anneannesinin koynunda uyur gibi öyle huzurla yumdu gözlerini.
Ne 45 yaşına girebildi ne de son kez annesiyle vedalaşabildi..

“Acı haber tez duyulur” derler.Annesi bir odada Yasin okuyor, hasta babası diğer odada yatıyordu. 
Kapı çalındı; “Tak tak tak…”
Komutan, askerler, belediye başkanı…
İnsan oğluna ölümü yakıştırır mı?
İçeri davetti, “buyurun” dedi. 
Kimse konuşmuyor, göz göze bile gelmiyordu.
“Neden geldiniz?” diye sordu annesi.Yine kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. 
İşte o anda anladı, yüreğine bir ateş düştü.
Sesi titredi, “Yoksa Bayram’ıma bir şey mi oldu?” diye ağladı. 
“Başımız sağ olsun” dedi komutan, bir daha hiç sönmeyecek bir ateş bırakarak yüreklerine. 

Şehit oldu Bayram, binlerce ana kuzusu gibi kahpe bir kurşunla hem de! 
Geriye Kuran okurken kardeşinin kaydettiği sesi,
“Bana bir şey olursa cenazemde bu fotoğrafı kullanın” dediği elinde karanfilli fotoğrafı, bir daha hiç bir bayram yüzleri gülmeyecek bir aile ve torununun şehit olduğunu asla öğrenmeyen bir anneanne kaldı. 
Yaşlıydı çünkü, kalbi dayanmazdı söylemediler.
Üç bayram sabahı bekledi anneannesi. Bayram gelmedi. 
Onsuz dördüncü bayrama hazırlanırken umutla, hastalandı. 
Bayram’a söyleyin bari cenazeme gelsin” dedi. 
Kurban Bayramını da torunu Bayram’ı da bir daha göremeden öldü.

***

22 Ocak 2016’da şehit oldu Bayram Özdere. 
Tıpkı Ömer Halis Demir gibi.

İkisi de düşmana göğsünü siper etmişti ama Bayram’ı unuttuk.
PKK'nın şehit ettiği binlerce Mehmetçik gibi..
Adı ne bir parka, ne bir köprüye, ne bir ormana, ne bir üniversiteye ne de bir sokağa verildi. 

Arada kocaman bir ‘Bayram’ farkı vardı çünkü!

Benim için yoktu ama. Elimden gelen size onun hikayesini Bayram'ın vasiyet ettiği fotoğrafla paylaşmaktı. 
Biliyorum ki bu ismi de artık binlerce insan gönlüne kazıyacak. 
Bunun verdiği huzurla, varsın vermesinler adını bir yere, 
biz seni de unutmayacağız Bayram Özdere...

***

Herkese iyi bayramlar..

 


Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

İşte bu millet bu yüzden ayakta! Güçlü Meclis Platformu’ndan ‘HAYIR’ videosu Nakşibendi şeyhinden "Kürdistan'a evet" çağrısı Azerbaycan milletvekili Paşayeva: Afrin'de gerekirse ben de canımı veririm